MAYMUN GÖRDÜĞÜNÜ TAKLİT EDER

1990 ların başında İtalyan araştırmacılar hiç umulmadık ve dikkat çekici bir keşifte bulundular .Önde gelen nörobilimcilerden Vilayanur Ramachandran’a göre bu ” son on yılın bitirilmemiş ( ya da en azından yayınlanmamış ) en önemli keşfiydi.”Beyin fonksiyonlarını inceleyen bilim insanları makak maymunlarına elektrotlar yerleştirdiler.Bir gün bir araştırmacının karnı acıktı ve bir şeyler atıştırmak istedi.Yiyeceğe uzanırken maymunun ön motor korteksindeki nöronların hayvanlar kendi yiyeceklerine uzandıklarındaki gibi hareketlendiğini fark etti.Maymun öylece oturmuş araştırmacıyı izlerken neden böyle olmuştu?Araştırmacıların bulduğu cevap bireyin kendi yaptıklarına değil,diğerlerinin yaptıklarına gösterdiği tepki ile canlanan özel nöronların varlığıydı.

Bunlara ayna nöronlar adını verdiler ve 20 yıl sonra ,birkaç bilim insanı bu keşfin öneminden şüphe duymaya başladı .Ramachandran şu tahminde bulundu : ”Ayna nöronlar psikolojik olarak DNA nın biyolojide yaptığını yapacaklar.Birleştirici bir yapı sağlayacak ve şimdiye dek deneylerde ulaşılamayan ve gizemli kalan bir çok zihinsel yeteneğin açıklanmasına yardım edecekler.Bu tesadüfi keşfi izleyen onlarca yıl boyunca ,bu özel beyin hücreleri sınıfı ,psikologların beyni özellikle de sosyal yönlerini ele alma biçiminde önemli bir değişime neden oldu.Tespit edilmelerinden önce ,bilim camiasında başkalarının davranışlarını mantıklı ,Sistem R düşünme biçimini kullanarak yorumladığımız ve tahmin ettiğimiz şeklinde genel bir inanış vardı.Sosyal anlayışın ve empatinin otomatik olarak ortaya çıkabildiğini ,çünkü ayna nöronların başkalarının sadece hareketlerini değil aynı zamanda niyetlerini,duygularını da ”uyardığını ” artık anlıyorlar.Örneğin gülümseyen birisini gördüğümüzde gülümseme ile ilgili nöronlarımız canlanır ve zihnimizde gülümseme ile ilgili duygular yaratır.Karşımızdaki kişinin gülümsemesinin altındaki niyeti düşünmemiz gerekmez -Bu durumu anlık olarak çaba harcamadan yaşarız.

Maymunlarla yapılan bu ilk araştırma üzerine ilerleyen nörobilimciler ,insanlardaki ayna nöronları incelemek için artık beyin taramalarını kullanmaktadırlar.Bu araştırmalardan elde edilen başlıca bulgulardan biri de ayna nöronların eylemin arkasındaki niyeti anlamamıza imkan sağladıkları olgusudur.Örneğin bir kişi çay içmek için fincanı eline aldığında ,ayna nöronlarımız o kişi masayı temizlemek için fincanı aldığı zamankinden daha aktif olur.Sistemin yüz ifadelerini çözmemizi sağladığı ya da aynı şeyi yapan birini gördüğümüzde de canlanır.Bu durum ,söz konusu hareketler bilinçli farkındalığımızın dışında kalacak kadar hafif ve belli belirsiz olduğunda bile meydana gelmektedir.İğrenme ifadesi ile bağlantılı olan ”mikro esnemeler ” izleyen herkeste aynı tepkiyi uyandırır.

Araştırmalar gösteriyor ki ,başkalarıyla empati kuramama durumu ile nitelenen otizmli kişilerin ayna nörın sistemleri disfonksiyonel olabilir.Otizm ne kadar ileri seviyede ise ayna nöron sistemine o kadar az aktivite kayıt edilir.Bunun sebebi diğer insanların yüz ifadelerine bakamamaları olabilir. Bu durum ”bakıştan kaçınma ” olarak adlandırılır.Laboratuvarımda yapılan bir araştırmada otistik gönüllülere özel olarak kaydedilmiş bir drama gösterildi.Kısa sekansta karısının en iyi arkadaşıyla ilişki yaşayan bir adam betimleniyordu.Otistik olmayan gönüllüler neler olduğunu hemen anlarken ,otistik olanlar hemen hemen hiç bir şey anlamadı.Göz tarama teknolojisi ile nereye baktıklarını incelediğimizde otistik olmayanların aktörün yüz ifadelerine odaklandığını ,otistik olanların ise görüntüdeki üç kişinin yüzleri dışında tüm sahneye baktıklarını anladık.

Bir ayaklanmayı şahsen ya da ekrandan izlemek atna nöronları uyaracak ve izlenen eylemlerle ilgili heyecan ,öfke,korku ya da hiddete neden olacaktır.Ayna nöronlar tarafından uyarılan tepkiler ,aynı şekilde hareket edenlerin varlığı ile öylesine pekişir ki aynı şekilde davranma dürtüsü baskın çıkabilir…