VİRÜS BENİ ETKİLEMEDİ

Minyatür eğitime daha önce başlamıştım.Ancak minyatür eğitmenimin kız kardeşinin rahatsızlığı nedeni ile onun ile ilgilenmek zorunda olduğunu söylemesi üzerine ara vermek zorunda kaldım. Bu arada mandalaya merak saldım ve farklı teknikler ile çalıştığım mandalalar ile çizim yapmaya devam ettim…

Aradan uzun zaman geçti ve bugünlere geldik… Gün geçmiyor tüm dünyanın gözü önünde açılan bir sahnede olanları izlemeyelim ve olanlardan toplum olarak etkilenmeyelim.
Son aylarda gündemde olan konu ise hepimizin bildiği üzere koronavirüs. Böyle günler ortaya bilgelerin ,dervişlerin ,hocaların ,hikaye anlatıcılarının ve efsane yazıcılarının ortaya çıkması için de uygun bir ortam olabiliyor. ”Yemen de koronavirüs şeklinde yağan dolu ” yalanı ilk aklıma gelenlerden birisi.

Koronavirüs sürecinin başlaması ve insanların yasaklar ile birlikte evlerden çıkmaması, beraberinde gerek toplumu gerek bireyi ilgilendiren bir takım farkındalıkların da gün yüzüne çıkmasını da getirdi..Bazı bireyler de bu süreci düşünerek ve tefekkür ederek geçirdiğini söylemekte…

Bu insanlardan beni de ilgilendiren bir tanesi ise Minyatür Sanatçısı Reza Hemmatirad.

Ancak Reza Hemmatirad ve online minyatür derslerine başlamasının hikayesine geçmeden önce kendi hayallerim hakkında bir kaç cümle etmek istiyorum :

İlk minyatür dersleri almaya başladığım günlerden beri hayalimdir İran Minyatür teknikleri ile minyatür sanatı icra etmek.O zamanlarda da İran minyatürünü çok beğeniyordum bugün de öyle.Ebru sanatında yaşadığım problemler ve yaşadığım il sebebi ile bu sanat benim için biraz ertelenmiş hayal idi açıkçası.Yaşadığım şehirde konu hakkında bilgi sahibi olan bir minyatür sanatçısı bulamıyordum.Her zaman bir minyatür sanatçısından uzun süreli akademik İran minyatür eğitimi almayı hayal ettim.Minyatür derslerimin yarım kaldığı günlerde bir minyatürcü benden öğrencisi olmamı istedi ancak kendisinin görüşlerinin arkasında durmakta kifayetsiz olarak gördüğüm davranışından dolayı hocam olamayacağına karar verdim.Çünkü kendisini mücadele ettiğim insanlara karşı muhalif tutumu ile tanıyor olmamdan dolayı yakınlık kurabileceğimi düşünmüştüm.Ama olmadı.Sadece bu sebepten dolayı olmadı.Mutlaka İstanbul’da daha çok kalbur üstü öğrencileri olacaktır.Başarılar diliyorum.

Timuçin Tanarslan ‘dan ebru hayatımdaki ikinci ve son icazeti aldıktan sonra kendisi ile görüştüğüm ilk konulardan birisi diye hatırlıyorum İran Minyatürü…

Derken ortaya Koronavirüs diye bilinen ve tüm dünyayı etkisi altına alan bir salgın hastalık çıkar………..

“Ben de her dünya vatandaşı gibi böyle bir şey beklemiyordum. Aslında okur, yazar biri olarak bekliyordum fakat modern dünyanın bu kadar çaresiz kalmasını beklemiyordum. Biraz hazırlıksız yakalandım, herkes gibi. İşin ilginç tarafı, ben bu olaylar patlamadan önce, işten çıkmış ve yeni bir iş arayışına girmiştim. Dolayısıyla işsiz ve evde olduğum için, ‘Hadi bakalım, şimdi ne yapabiliriz?’ dedim. Ben İstanbul’da eğitim veriyorum veya arkadaşlarla görüşebiliyorum. Ama Ankara, İzmir, Erzurum ve birçok yerden sağ olsun sosyal medyadan ulaşarak, ‘Biz nasıl istifade edebiliriz?’ diyorlardı. Bir de açıkçası, ben de herkes gibi tedirgin oldum. Henüz çaresi olmayan bir virüs ve bu insanları iyice gerdi. Sanat, güzellik, rahatlık demektir. Hem kendi zihnimden hem de çevremden bu negatif enerjiyi acaba nasıl uzaklaştırabilirim? diye dertlendim. Ben bunu yaşarken, paylaşabilir miyim? Bir faydası olur mu? diye düşündüm. Çünkü herkese ‘Evde kal’ diyoruz. İyi de evde kalsın da ne yapsın? Bir bahane verelim insanlara ki evde kalsınlar. Bu konuda belki bir vatandaş olarak benim bir faydam olur diye düşündüm ve bu eğitimlere başladım.”

“Öyledir. Gerçekten sanatın, güzelliğin iyileştirici gücü vardır. Sadi Şirazi, Fuzuli, Ömer Hayyam, Mevlana, Yunus Emre, Attila İlhan ve Sezai Karakoç’a kadar bu insanlar, bir güzellik ortaya koymuş. Bu güzelliklere ben de vesile olmaya çalışıyorum çünkü okuduğum zaman bana iyi geliyor. Şunu düşünüyorum, sanat bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir. Başta da söyledim, belki maddi olarak bir şey yapamam ama elimde bir şey var, değer gördüğüm, beni mutlu eden, beni rahat kılan bir şey var. Onu paylaşmaya gayret ediyorum ve umudum şu, inşallah herkese iyi gelir. Görüyorum ki iyi de geliyor.”

“Şöyle söyleyeyim, ne kadar ders alacağım onu bilemiyorum. İnşallah iyi yönde ders alırım. Kendimle biraz baş başa kaldım. Ailemle daha fazla vakit geçiriyorum. Tabii ben de herkes gibi, yaşlılarımızı, büyüklerimizi merakla takip ediyorum. O stresi ben de yaşıyorum. Ama sanırım şöyle bir şey oldu bende, bu süreçte insan olduğumu biraz daha hatırladım. İki ayak üstünde yürüdüğümü, düşünebildiğimi, her şeyin para olmadığını… Çünkü bakın çalışmıyoruz. Yiyoruz, içiyoruz, daha çok günlük işlerle uğraşıyoruz artık. Böyle garip bir dünya, garip bir yaşam. Hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Küçücük bir virüsle insanlığın nasıl yok olabileceğini gördük. Ben bunu daha çok düşünmeye başladım. Ne kadar aciz olduğumuzu bir kere daha, daha çıplak, daha sert, bir tokat gibi anladım. Hala o algının içerisindeyim. İnşallah hep beraber atlatırız ve inşallah hep beraber güzel yönde ders alırız.”

Sözleri ile internet ortamında derslerini vermeye başlamasını anlatıyor Reza Hemmatirad.

Sonrasında vermeye başladığı ücretli online dersleri almak isteyenlerden birisi de benim tabii ki..

Daha önce Fetö Terörü denilen kabus ile birlikte ”halkımızın uyanması için iyi bir fırsat sunabilir ” diyor ve daha sonra ”ancak fırsatçılara ,cenaze levazımatçılarına fırsat sunar buradan bizim gibi insanlara bir şey çıkmaz ön koltuklar kapılmış gibi görünüyor ”… derken Korona ile birlikte böyle bir gelişme yaşandı… Beni de bir gülümseme aldı.Çünkü bu tür eğitimlerde kendimi uzman olarak tanımlayabilirim.

Uzun lafın kısası virüs bu açıdan bakılacak olduğunda beni pek etkilemedi. Duygusal olarak katılaşma eğilimi gösteren ya da olaylara sıradan tepkiler vermeyen birisi olarak algılanabilir ama beni etkilemedi. Ben zaten yıllardır bir çok şeyin farkındalığı ile nerede ise inzivaya çekilmiş bir insan gibi vazgeçmeden ama ünlü ya da sanatçı denilen insanların o kibirli ortamı ile kendimce mücadele eden ve ” kişisel gelişimcilerden uzak durmadan gelişemez ,sanatçıyım diyenlerden uzak durmadan sanatçı olamazsınız ,bana böyle yaptılar.Bu insanlar güce yaklaşmış ve yarını düşünemeyen insanlar.Geçmişte bir çok örnekleri yaşandığı halde aynı hikaye bu insanlar yüzünden hiç bitmez ve daha çok Giordano Brunolar yanar ” diyen bir insandım..Her seferinde umarım bu yaşananlar meydanı kimselere kaptırmayan ,insanların ayaklarına çelmeler takan,engelleyen ,haklarını yiyen insanlara yardım eder.. diye düşündüm…

Virüs beni etkilemedi ,değiştirmedi…Virüsten önce ve sonra diyebileceğim bir hikayem yok…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir