Tüm dünyanın

Doğada her şey birbirine bağlıdır.Bir orman ,bir dağ ,bir göl ,deniz ,hava sadece sınırlarımıza ait ekonomik değeri olan meta değil tüm doğada dengenin parçası olan ve doğaya ait unsurlardır.

Sadece ülke sınırları içerisinde çıkanlar değil tüm ülkelerdeki doğal felaket ismi verdiğimiz olaylar can ve mal kaybına indirgenerek küçümsenmemelidir. Zira doğa olayları tüm beraberindekileri doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler…

Ülkemizde son zamanlarda gerçekleşen ( burada nerede ne kadar alanın yandığını akademik bir çalışma havası solumak adına listeler halinde sunmayacağım ) orman yangınlarını PKK nın üstlenmesi de örgütün çalışma prensiplerine ve ruhuna çok da aykırı bir durum değil.Ahmet Türk’ün bir zamanlar acılı seslere karşı kürtlerin vicdanlarını bastırma kaygısı taşıdığını düşündüğüm ”biz profesyoneliz ” sözünü düşündüğüm zaman, örgütün veya örgüt zihniyetine sahip olanların yangınları aynı profesyonellik ile üstlenmesi pek o kadar da şaşırtıcı gelmiyor. Zira PKK zihniyeti bir ormanın yaşamsal değerini idrak etmesi bakımından tüm insanlığa profesyonelce bir mesaj vermiş oldu.

Orman yangınları ile kahramanlık destanı yazacaklarını düşünenler vicdanlarımızda bir kere daha yok olmaktan öteye geçemeyeceklerdir.

İnsanlar, iktidarın yangın söndürme konusundaki acizliği ya da bilinçli yapıldığını iddia ettiği tutumunu eleştirir iken PKK zihniyeti yangınları üstlendiğini söyleyiverdi.Burada yangınları çıkaranlar ile söndürmek için gerekli olanı yapmakta kifayetsiz kalanları -işbirliği içerisinde olmak- ile itham edebilir miyiz ?

Cumhurbaşkanı ”bunlar sanatçı müsveddesi ” diyor ise pekala bu popüler tipler, ”işbirliği içerisinde olduğunuza kanaat getirdiğimiz tutumunuza karşı objektif olmak yolunu seçerek sessiz kalmayı yeğliyoruz ” diyebilir…

Ne kadar acı bir durum..Aydınların kirlenmesi..Aydınların yanması… Aydınların tüm dünyanın değişmez değeri olan ormanlar hakkında fikir birliğine varamaması..Ormanlarımızın siyasetçilerin ve aydın ve sanatçı geçinenlerin siyasi egolarının ellerinde kirlenmesi…

Gezi olayları esnasında Van civarında ”buradakiler ağaç değil mi ” diyerek yapılan bölücülüğe karşılık ”elbette ki ağaç ” diyerek kesilmemesi için imza gönderenlerden birisi olarak bu katliamı ve o gün imza yollamayanlar kadar bugün katliamın ve sonrasında siyasi kaygılarına alet edenlerin tutumlarını da kınıyorum..

Vatandaş olarak artık bu twitter kahramanlarının,konser kaygısı olanların körlerin ve sağırların – kendilerini gözümden düşürmekten başka pek de işe yaramayan tutumlarını – ağır bir şekilde kınıyorum… Ancak sadece kınamak ile olmadığının farkındayım.. Biz kınar isek neler olacağını kendileri de bilir… Ekonomik değerimiz var.. Ancak sanıyorum ki sanatçıdan ziyade konu hangi siyasi görüşün sanatçısı olduğudur.Hesabına hiç yazmıyorum ki ”git o zaman ” diyesin…

Bir orman katlinin hükümete yüklenecek malzeme çıkarması şartı ile işlerine yarıyor olması da aydın ya da sanatçı geçinenleri de pek sağlıklı bir tablo içerisine almıyor… Doğa konusunda yazdıklarında siyasetten ve muhalefetten uzak aydın bir tutum takınmaları gerektiğini düşünmek ile birlikte ,kazançlarının bir miktarının da doğanın yeniden hayat bulması uğruna kullanılması gerektiğini düşünüyorum… Aksi halde kimseye içselleştirmedikları ahlakın,doğanın terminolojisini kullanarak ,siyasetin magazin ve popüler havasını solutmamaları gerekli..Aynı şekilde orman yangınları muhalefete saldırmak için kullanılacak oy potansiyeli değildir…

”Benim gelinciklere borcum var ” diyordu ressam Hikmet Çetinkaya ki bunu söylemekte son derece haklı.Çalışmaları incelenecek olduğunda niçin gelinciklere borcu olduğu rahatlık ile görülebilir..

Sanatçı geçinenlerin ve aydın olduğunu iddia edenlerin kim olduklarının listesi ile bu yazıda ilgilenmiyor onları kendi kaygıları ile baş başa bırakıyorum…Benim için eleştirilmeyecek kutsal varlıklar değillerdir. Şimdiye kadar izlediğim kadarı ile kendilerini bu kimlikler ile bizlerin çobanı olarak ilan etmiş ,tanrı kompleksli oldukları izlenimi veren onlar , bizleri kendi isimleri için kendi kaygıları için kullanmak eğiliminde olan ,özünde kendisinden başkasını pek de düşünmeyen kararmış kimlikler… Bu şekilde etiketlediğim aydın ve sanatçı görüntülerinin altında ”hiç bir zaman sanatçı olamazsınız ” sözüne tam uyduğunu düşündüğüm çıkarcı tipler …

Diğer yandan ise ,

”Her şey olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız ” isimli kapsamlı bir çalışmanın artık literatürde yerini alması gerektiğini çoktan düşünmeye başladım bile..Böyle bir çalışmada kişinin bir sanatı icra etmesi için gerekli olan kabiliyetinin yanında gücün yanında savrulup duran ve sıkıştığı yerde ”kimin ne olduğunu nereden bilelim ” sözleri ile sıyrılmaya çalışan ”asla sanatçı olamayacak uyanık tip ” olması ve onu olduğu yere mıhlayanların derinlemesine analizi yapılmalı.Adnan Oktar olayında olduğu gibi ,yaptığı bir hata yüzünden kurban olmuş insanların tepesinde bitmiş bir zalimin bünyesinde para için bütün bunları görmezden gelerek hoca dedikleri şarlatanın önünde yalaklanıp duran , hükümetin ,muhalefetin ,darbenin ,derneğin,partinin ,cemaatin,vakfın ,organize suç örgütü liderlerinin dibinde el pençe divan durup bu güçleri arkasına alarak ona buna posta koyan ,kendisini kandıran kendisi ile birlikte halkı aptal yerine koymak cüretini göstererek, her dönem sağ kalan bu ”sanatçı olamayacak tipler ” artık siyasetten,kişisel zaaflardan ve kişisel kabiliyetlerinden bağımsız bilimsel olarak deşifre edilmelidir… Kendi adıma artık sadece sesini çok sevdiğim için olaylara sessiz kalamayacağım.Zira kendileri davetlere katılır ,kendilerini ulular paraları alırlar iken örgütte bulunanların biçare hali ile üzülen ben, Adnan Oktar’ın derhal layık olduğu deliğe tıkılması için sürekli olarak kendi alanımda konuyu gündeme getiriyordum.İnsanlar yaşananlardan ders aldığı ölçüde insandır ancak görülüyor ki her şey yaşandığı yerde kalmaktadır.İnsanların uyandığı yoktur sadece birilerinin ”şimdi Adnan Oktar’a küfür edebilirsin ” demesini beklemektedir. Birileri buna izin vermedikçe inadına işine bakmakta uyarılara ise ” git o zaman ” diyerek cevap vermek aymazlığını kendisinde görebilmektedir.

Bir ağaç için bölünen insanların ”katliam ,canavarca bir his ” ile masum ağaçları yok etmesine ses çıkarmamasının ve bunu haklı gösterecek bahaneler ile oyalanmasının onaylanacak bir yanı yoktur..

Kimisi pkk yaptı diyor kimisi sanatçılara laf edenler kadar gerekli olanı yapmayanları da gördüklerini iddia ediyor..

Sonuç olarak bir katliam yapıldı ve ne ülke ne doğa sizin oturduğunuz yerde yaptıklarınıza ya da yapmadıklarınıza bahane uyduracağınız yer değildir..Konu ne Fatih Sultan Mehmet’in ağaç sözleri ile ne İslam Peygamberinin doğa hakkındaki hadislerini araştırarak çözüme kavuşur ne yandaş görünmemek uğruna vicdanların susması ile ses çıkarır…

Yine bağımsız bir tutum göstererek …

Doğa hepinizden büyüktür…

Diyor ve nehire ”canlı ” statüsü verenleri kutluyorum…

Sanatı sanatçılar yapmalı…

Aydın ışık saçmalı …Halkı kandıran şarlatanlıklara alet olmamalı…

Ormanlar katledildi… ..

Hepiniz yandınız….

….

Yeni Zelanda’da yerli halk Maoriler tarafından kutsal sayılan Whanganui Nehri ‘canlı varlık’ olarak tanınarak hukuki statü verildi.

AA’nın BBC’ye dayandırdığı habere göre Yeni Zelanda parlamentosu, aynı zamanda ülkenin üçüncü büyük nehri Whanganui’yi ‘canlı varlık’ olarak tanırken nehrin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.

Nehir için 80 milyon dolar tazminat ve nehrin temizlenmesi için de 30 milyon dolar fon verilecek.

‘İnsanların iyiliği için’

Maori kabilesini parlamentoda temsil eden milletvekili Adrian Rurawhe, Whanganui’nin ‘iyiliğinin’ insanların iyiliğiyle doğrudan alakalı olduğunu, bu nedenle nehrin kimliğinin tanınmasının hayli önemli olduğunu belirtti.

Yeni Zelandalı bakan Chris Finlayson da Maorilerin 160 yıldan uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti: “Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukuki şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir.”

….

Fotoğraf : Bir yürüyüşüm esnasında çektiğim bir fotoğraf…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir