SEVGİ ve AŞK

Afrodit, bilincin evrim sürecini en olağanüstü biçimde tamamlamıştır.Budalalık ve yanlışlarla dolu gözüken harika bir gelişim öyküsü ortaya çıkmıştır ! Çapraşık ruhu şad olsun Afrodit ,kıskançlıkla Pskhye’yi ölüm düğününe ,dağın tepesindeki korkunç canavara göndermiştir.Aşk tanrısı oğlunu evlilik hazırlıklarıyla görevlendirmiş,ancak Eros kendi aşk oklarıyla vurularak Pskhye’ye aşık olmuştur.Ardından korkunç bir gerçek anında Pskhye de Eros’un aşk okları ile yaralanıp aşk tanrısına aşık olmuştur.

Yazgının gerçeklerini bir yana itip mucizeler yaratan bu güce sahip gözüken ”aşık olmak ” nasıl bir şeydir ? Bu gizi çözmeden önce ”sevgi ” ve”aşık olmak” terimlerini birbirinden ayırt etmemiz gerekir.

Birini sevmek ,bir insanı bir başka canlıya insani bir biçimde bağlayan insana özgü bir deneyimdir.O ,insanı olduğu gibi görmek ve onu karakterinin sıradanlıkları ,başarısızlıkları ve üstün yanları ile kabul edebilmektir.Eğer,yaşantımızdaki izdüşümlerin sisini aşıp bir başka insana doğrulukla bakabilirsek ,sıradan bir canlıyı mükemmel olarak algılayabiliriz.Sorun,kendi izdüşümlerimizle körleşmiş olmamızdır; bir başkasını açıklıkla,tüm derinliği ve soyluluğu ile pek seyrek olarak görebiliriz.Böyle bir sevgi kalıcıdır ve günlük yaşamın sıradanlığından etkilenmez.Bir arkadaşım bu sevgiyi ”yulaf ezmesi gibi ” diye tanımlıyor.Bu sevgi günlük yaşamda karşımıza çıkar ve insanüstü boyutlara gerek duymaz.İnsan yaşamının akışındaki sıradanlıkta yaşar ,ona hizmet eder,ilişki kurar,yanlışlar yapar ve korunur.

İnsan,aşık olduğunda yaşamın insan ötesi boyutuna geçer ve o sırada insani değerlerin ikinci planda kaldığı tanrısal bir ülkeye sürüklenir.Gökyüzünden gelen bir hortuma yakalanmış ve sıradan insan değerlerinin yok edildiği bir ülkeye sürüklenmiş gibidir.Eğer sevgi 110 voltluk kullanılabilir elektrik akımı ise,aşık olmak hiç bir evde bulunmayan 100 bin voltluk insanüstü bir enerji demektir.Aşık olmak tanrılara ve tanrıçalara özgü bir şeydir,zamanın ve mekanın ötesindedir.

Bir deney yapalım ; siz ve bir başka kişi dışında yeryüzündeki bütün insanların kaybolduğunu hayal edin.Gün boyunca o kişiyi düşünüyor ve diğer insanların size nasıl da önemsiz göründüğünü fark ediyorsunuz.Kısa bir süre için o kişi canlı bir mucizedir.Bu,aşık olma deneyimi ile gelen cennetin tek bir düşüncede yaşanmasıdır.Bu mucize herhangi bir kişide gerçekleşebilir ama biz bunu belirli bir zaman içinde çok nadir yakalayabiliriz.Bu,durağan ve renksiz bir ev yaşamını simgeleyen yulaf ezmesi sevgisinden çok farklı bir düzendir.

Günümüzde sıradan insanların tanrılarla ilişkiye geçtiği tek yer romantik bir aşktır.Aşık olmak,o kişinin içine bakıp ardındaki tanrıyı ya da tanrıçayı görme deneyimidir.

Aşık olduğumuzda hemen körleşiriz.Gerçek bir kişinin hemen yanında yürüyüp sıradan bir insanoğlundan daha olağanüstü bir varlık üzerinde yoğunlaşırız.Ruhsal açıdan olağanüstü bir kahramanla ilişki kurmanız yok edilmeniz anlamına gelir.Mit,bize bu noktadan başlayarak belirli koşullarda ölümlülerin mitolojik bir kahramanla farklı bir ilişki yaşadıklarında bundan sağ çıkabileceklerini ancak ,akılcı bir değişime uğrayacaklarını söyler.Sanırım bu da öykümüzün önemli bir noktasını vurgular.Bir ölümlü ,ölümsüz boyutlarda bir ilişki kurar ve bu gerçekle birlikte yaşar.Bu bağlamda aşk tanrısının okları ile vurulmanın ne demek olduğu anlaşılabilir.Yaşanan evrelerin yer değiştirmesi olan derinlikli deneyimi görebilir insan.Bu ,aşkın inanılmaz bir biçimde patlak veren deneyimidir.

Öykümüz sıradan insanların yaşadıklarından çok daha farklı bir şeyle ilişki kuran bir kadınla ilgili .Mitin gerisi ,kadının bu tanrısal dokunuştan nasıl sağ çıktığını anlatıyor bize…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir