ÇANAKKALE GEÇİLMEZ…!

 

 

 

Amiral Carden gündüzleri Geçit’teki tabyaları susturmak,geceleri mayınları toplamak için her yolu deniyordu.Hava iyice düzelince ,hiç kimsenin beklemediği kadar inatçı çıkan Türk savunmasına tüm donanma ile yüklenerek ,tabyaları susturup Boğaz’ı geçeceğini ümit ediyordu.
Londra ile Paris ümit etmiyor inanıyordu.
Mondoros’a özellikle İstanbul ‘un işgali için kullanılmak üzere kara birlikleri yollamaya karar vermişlerdi.
12 Mat Cuma günü Lord Kitchener Orgeneral Hamilton ‘u çağırdı.General Hamilton Lord Kitchener’in kapısını vurup içeri girdi.Kitchener şöyle söyledi :
‘’Çanakkale’deki donanmayı desteklemek üzere bir askeri kuvvet gönderiyoruz.O ordunun komutanı sizsiniz.!’’
Hamilton güvenine teşekkür edip elinden geleni yapmaya çalışacağını söyledikten sonra birkaç soru sormak istediği ifade etti.Çünkü Çanakkale hakkında hiçbirşey bilmiyordu ve bilgi alması gerekli idi.
Mondros’ta 80.000 kişilik karma bir ordu toplanmakta idi :İngiliz,Anzak,Fransız,dominyon ve sömürge askerleri.Sorunları Hamilton’un çözmesini istedi.Türkleri yenmek için bu kadar kuvvet yeterdi.İstanbul’da da Türklerden çok Rum ve Ermeni vardı.Donanma Marmaraya girecekti ve bunlarda ayaklandığı zaman ,hükümeti devirecekler işi bitireceklerdi.
Plan işte bu idi.
Kitchener sonuçtan öylesine emindi ki Hamilton’a şans dilemek gereği bile hissetmedi…

 

Rumların büyük çoğunluğu İstanbul işgal edildiğinde sokaklara dökülüp şenlik yapardı,ama isyan edecek kadar cesur değillerdi.Örgütleri de yoktu üstelik.Çok az da bir bölümünde yurttaşlık hissi vardı.Bunlar orduda dürüstçe görevde idiler zaten.Rumlar ileride büyük yenilgiden sonra Patrikhanenin önderliğinde örgütlenmeye başlayacaklardı.Ama Ermeniler konusunda haklıydı.Çünkü Ermeniler uzun zamandırörgütlü idi.Örgütlenmek için de Rusya ile birlikte İngiltere’nin de desteğini almışlardı.Rusya ve İngiltere kardeşçe yaşayan halkları birbirine düşman etmeyi başarmıştı.Anadolu’a ayaklanmayı başlatmak için hazırlıklar sona erdi.İlk aşama Van,Zeytun olarak isyan edeceklerdi.İstanbul ise hazırlıkların odak noktası idi.

 

 

Sözde büyük bir gizlilik çerisinde çalıştıklarını zannediyor olmalarına rağmen İstanbul polisi Ermeni sorunu konusunda çok tecrübeli olduğu için onları iyi izlemekte idi.Her an hepsini toplayabilirlerdi aöa Batı dünyasında bu olayın büyütülerek aleyhte kullanılacağından endişeleri vardı.Hepsinin tutuklamak için tüm dünya kamuoyunun önünde haklı duruma düşecekleri anı bekliyorlardı.Çünkü Ermeni siyasi örgütleri isyan ediyor,yakıyor,yıkıyor,öldürüyor,hükümet harekete geçtiği an siyasi propaganda sistemine geçiliyor bütün Hıristiyanlarda çığlık yükseliyordu. ‘’Müslüman Osmanlılar Hıristiyan Ermenilere kıyıyor..’’Kırk yıldır böyle olmuştu.O yüzden hükümet ağır gidiyordu..

 

General D’amade Pariste iken Pariste iken İngilizlerin Ermeni,Arap ve Kürtlerle ilgilendiklerini duymuştu.Kendisi de Adalardaki Yunanlılardan bir birlik kurarak ,çeteler oluşturarak ,karışıklıklar çıkararak ,Türkleri uğraştırıp güçlerini bölmeyi sağlayabilirdi.
Türkiye aleyhine bir iş olurda Yunanlılar katılmazmıydı?Mondros’ta bu düşüncesini açar açmaz olumlu yanıtı aldı.Bir Yunan taburu kurulması emri verildi .Teğmen Bon bu iş için görevlendirildi ve Venizelos’un yeğeni Binbaşı Karasevdas taburun komutanlığına getirildi.Katılanların hevesi görüldüğünde taburun çok işe yarayacağına inandı.
Akdeniz Sefer Kuvveti Başkomutanlığına Orgeneral Hamilton’un seçilmesi Churchill’i memnun etmişti.Hamilton’u kutladı ve şöyle söyledi :
‘’Benzersiz bir zaferi izlemeye gidiyorsunuz..’’
Yolladığı telgrafların Amiral Carden’i ateşlediğini ,birkaç gün içinde son darbeyi vurmak için harekete geçeceğini sanıyordu.
Oysa acele etmesini isteyen her telgrafı Amiral Carden’in sinirlerini bozuyordu.Times nehrine bakarak Çanakkale hakkında hüküm veriyor,bol uçak gönderilmesi için emir veriyordu.Boğaz’ın iç kısımları için uçak gerekti.Bunca çabaya rağmen ilerleme yoktu.Oysa Türkler uzun yıllardır her savaşta yeniliyordu şimdi ne olmuştu böyle ..

 

Kadınlar ülke savunmasına yönelik derneklerin kadın kollarını kurmuş çalışmaya başlamışlardı.Birçok da işlik açmışlardı.Buralarda hem ordunun ihtiyacı olan dikim işleri yapılıyor hem de geliri olmayan kadınlara bir iş sağlanmış oluyordu.
Toplantılar yaparak ,bazı gazete ve dergilerde yazılar yazarak kadın haklarını savunmayı da ,peçeyle,çarşafla,tacizle,yalnız erkeklere hak tanıyan bencil anlayış ile de mücadeleyi sürdürüyorlardı.Eğitim fırsatı verilmemiş ,durumunu yazgı sanan kadınları uyandırmaya ,eşitlik özgürlük davasına kazanmaya da büyük öenm veriyorlardı.İktidar büyüklerinin eşleri kocalarını uyarmakla görevlendirilmişlerdi.
Kızılay kadınlar kolunda çalışan Nezihe Veli Hanım ,gönüllü hemşirelik kursu açmaya karar verdi.Öneri heyecanla benimsendi.Bu olay yalnız bir hayır etkinliği değil,birçok zincirin kırılmasını da kolaylaştırırdı.Öyle de olacaktı.
Kızılay genel başkanı Dr.Rasim Ömer Paşa’yı ziyaret ettiler.Öneriyi öğrenince Paşa’nın gözleri yaşardı.
Kadınların çalışmasını,meslek gereği de olsa bir erkeğe el sürmesini kabul etmeyen bağnazların tepkilerine göğüs gererek hemşirelik mesleğini o başlatmıştı.Açtığı kursu bitiren Müslüman hanımlar Trablus ve Balkan Savaşı sırasında Kızılay hastanelerinde çalışmışlardı.İçini çekti :
‘’O felaket günlerinin ertasinde ,yeni kurs açmayı düşünemedik.Eskilerden bu önemli mesleği sürüdüren ancak bir iki kişi vardı.Evlenenler ,belki de kocaları izin vermediği için ayrıldılar.İlk kursa az hanım katıldı.Anlıyorum ki bu sefer böyle olmayacaktır.Kurs açılacağını duyurun!’

 

 

13 Mart gecesi Albay Keyes ve gönüllüleri kruvazör ve torpidoların koruması altında Boğaz’a girdiler ve mayın hatlarına sokuldular.Balıkçı gemileri de az su çektikleri için mayın hatları üzeründen takılmadan geçiyorlardı.
Vuruşma İngilizler bakımından acı sonla bitti.Mayın gemileri hayli mayın patlatmış ama 2 gemininbütün mürettebatı vurulmuş ,4 mayın gemisi,2 motor delik deşik olmuştu.Amethist adlı kruvazör balıkçı gemilerini kurtarmak için Kepez Burnu yakınlarına gelince ,buradaki 3 bataryanın ateş alanı içine düşerek birçok ölü ve yaralı vermişti.
Birkaç mayına karşılık İngizlilerin kaybı 27 ölü,43 yaralı ,4 mayın gemisi ,2 motordu.
‘’Olamaz!’’
Her başarısız girişim Amiral Carden’i bitirmekte idi.
Hamilton bir günlük bir hazırlıktan sonra,Kurmay Başkanı General Braitheaite ve karargahının çekirdeğini oluşturan ilk 12 subayla birlikte 14 Mart günü Londra’dan ayrıldı.Buradan Fransaya geçecek ,Marsilya’da kendini bekleyen Phaeton muhribine binerek Mondros’a gidecekti.
Çeşitli sömürge savaşlarına katılmış deneyimli bir askerdi.Gazeteler bu haberi yazdığında Çanakkale için bir de birleşik ordu kurulduğunu herkes öğrendi.Ama bizimkiler buna gereken önemi vermediler.Sadece 11.Tümen Balıkesirden Çanakkale’ye doğru yaklaştırıldı.Tümen Edremit Körfezini savunmakla görevlendirildi.Gelibolu savunması için bir şey düşünülmedi.Yarımadadaki ikinci tümen olan 19. Tümenin iki alayı yetersiz,tüm tüfekleri hala çakaralmaz martindi.Mustafa Kemal kolordu Başkomutanlığını sıkıştırıyor ama bir sonuç alamıyordu.
Savaşmak gerekirse zehir gibi hazır olan 57. Alay bile o hurdalarla bir işe yaramayacaktı.
Churchill 14 Martta Amiral Carden’e bir telgraf daha yolladı.Bu telgraf şöyle bitiyordu :
‘’Kayıpların göze alınması ve Alman denizaltıları gelmeden önce ,en kısa süre içinde sonuca ulaşılması gerekiyor’’
Plan ve donanma hazırdı.Hazır olmayan Amiral Carden’di.Yardımcısı Amiral de Robeck ve Kurmay Başkanı Keyse ile görüştükten sonra ‘’saldırının 17 Martta ,hava o gün uygun olmazsa 18 Martta yapılacağını ‘ bildiren mesajı istemese de imzaladı.

İkinci ordu karargahında görevli Kurmay Binbaşı İzzettin Bey sevindirici bir telgraf aldı.Mustafa Kemal kendisini istiyor ve beklediğini bildiriyordu.Bu görev kendisi için uzun,şereflerle dolu,büyük bir yolculuğun başlangıcı olacaktı.
..
Amiral Carden görevi sürdüremedi ve hasta listesine alındı.Tam bir çöküntü halinde idi.Korkusu yüzünden tarihte yok olup gitti.Yerine Amiral John Michael de Robeck getirildi.
Saldırının 18 Mart Perşembe günü yapılması kararlaştırıldı.
Birleşik Donanma mayın hatlarına fazla sokulmadan uzun menzilli toplarıyla tabyaları susturacak ,orta bölge bataryalarınız ezecek ,bu surada mayın gemileri ateş şemsiyesi altında mayın hatlarını temizleyerek donanmaya yol açacaktı.
Plan buydu.Hedef büyüleyici idi…
İstanbul !
Tarihi surlar,kubbeler,çeşmeler,haremle şehri,halı,gümüş,lokum,baharat cenneti..

Yalnız bir şeyi unutmuşlardı : Yurdunu anası gibi,kadını gibi ,çocuğu gibi seven,canından aziz bilen çılgın Türkler.

 

17 Mart Çarşamba sabahı Ark Royal uçak gemisinin vinci 922 nolu uçağı denize indirdi.Pilotların görevi önemliydi.Bir sonraki gün büyük saldırı vardı ve Boğaz girişi ile Kepez yakınında başlayan mayın hatlarının arasındaki alanı denetleyeceklerdi.Donanma savaşa burada başlayacaktı.
Denetleme ile eşzamanlı olarak bir torpidbotta Çanakkale iskelesine yaklaşıyordu.Enver Paşa’da son durumu anlamaya gelmişti.

18 Mart Perşembe
Birleşik donanma 3 grup halinde savaşacak,gruplar dalgalar halinde birbirlerini izleyecek,her aşamada Kilitbahir ile Çanakkale’deki tabyalara biraz daha yaklaşılacaktı.
Birinci grupta 4 İngiliz zırhlısı vardı :Queen Elisabeth,Agamemnon,Lord Nelson ve Inflexible.
Bunlar yeni ve çok güçlü gemilerdi.16 bin metre uzaktan Geçit çevresindeki ana tabyalara ateş açacaklardı.
İkinci grup 4 Fransız zırhlısından oluşuyordu :Gaulois,Charlemagne,Suffren,Bouvet.
Bunlar ilk grubun ezdiği ana tabyasını susturma çabasını göstereceklerdi.
Bu iki grubun sağındave solunda ,orta bölgedeki Dardanos,Baykuş
İntepe gibi önemli Türk bataryalarına göz açtırmamakla görevli birer zırhlı yer alacaktı.Prince George ve Triumph
Üçüncü grupta 8 İngiliz zırhlısı vardı.Majestik,Ocean,Vengeance,Irresistible,Albion,Swiftsure,Corwallis,Canopus.
Bunlarda iyice ezilmiş olacağı düşünülen tabyaları ateşe boğup susturacaktı.Eşzamanlı olarak diğe gruplarda ateşi kesmeyeceklerdi.
Saldırının ikinci saatinde mayın arama-tarama gemileriyle mayın hatları temizlenmeye başlanacak,Çanakkale körfezine 800 metre genişliğinde temiz yol açılacak,gemilerde bu yoldan körfeze girerek ana tabyaları yerle bir edeceklerdi.Kalan mayın hatlarını temizlemekte çocuk oyuncağı idi.
Saat 11.15 te şavaş başladı..
Ateş !
Dünya buna kulak kesildi.

 

Hangi zırhlının hangi tabyaya ateş edeceği belirlenmişti.Zırhlıların hedeflere çevrili uzun namlularının ağızlarında alevler parladı.Ölüm,yıkım,yangın yağdırmaya başladılar.Bir ateş kasırgası idi.
Toplarının menzilleri yetersiz olduğu için tabyalar bu kasırgaya yanıt veremediler.Anadolu Hamidiye tabyası bile ,mermilerin zırhlılara erişemediğni görünce ,boşa mermi harcamamak için ateşi kesti.
Bu toplu,yoğun,araız otuz beş dakika sürecek ,bütün tabyalarda zavallı topçular toplarının yetersizliği yüzünden sığınaklarda bekleyecekler ,kimileri öfkeden ağlayacakti.
Geçit ve çevresi cehenneme döndü.
Yanlardaki iki zırhlı da ,koruyucu gemilerle birlikte orta bölgedeki çakılı ,gezici sahte bataryaları ateş altına aldı.Bataryalarda zırhlılara ve koruyuculara yüklendiler.Teeler ve deniz ,yağmur gibi yağan mermiler dolayısı ile fokurdamaya başladı.
Bataryaların mermileri gövdeyi saran zırhı delemiyordu belki ama zırhlılara rahatta vermiyordu.Gemilerin üst yapıları zırhsızdı.İsabetli atış olduğunda üst yapı zarar görüyordu.Birinin bacası delindi,ötekinin ateş idare kulesi yara aldı,üçüncüsünün telsiz anteni yıkıldı,dördüncünün bir tareti sakatlandı.Bir mayın gemisi de battı.
Zırhlılar boylarınden büyük işler beceren bu bataryaların etkisinden kaçınmak için sağa sola hareket ettikçe ,tam isabet sağlayamıyorlardı.Bu nedenle b korkunç ateş tabyaları ezemedi ama çok etkili oldu.
Birkaç top tahrip olmuş,birkaçı sakatlanmış,Çimenlik tabyasının cephaneliği ateş almış ,Anadolu Hamidiyesi ile Namazgah tabyalarındaki kışlalar yıkılmıştı.Uzaklara kaçamayan motor ve sandallar ya batmış ,yan yanmıştı.Birleşik donanma sivil hedefleri de bombalıyordu.
Çanakkale de yangın başlamıştı.Kilitbahir yanıyordu.Boğaz ateşten bir nehire döndü.

 

BU sıra İstanbul’da Nazırlar ,İttihatçı yöneticiler ve devletin ileri gelenleri Sadrazamlıktaki toplantı salonunda idiler.Sessizlik içinde idiler.Devlet çarkı durmuş halde idi.Gelen telgraflar ümütsizlik içermiyordu ama ümitte yoktu.Ziya Gökalp iyimserdi.Bu iyimserlik bazılarına inandırıcı ,gerçekçi gelmedi.Rus donanmasının da İstanbul Boğazına saldırması gibi bir risk de vardı.İstanbul boğazının girişi de mayın hattı ile kapatılmıştı.
Bir telgraf gecikince sadrazamda huzursuzluk oldu ve Ziya Gökalp konuşmak gereğini hissetti :
‘’Sevgili paşam,İngiliz askeri iyidir ama vatan savaşı nedir bilmez.Bunların subayları da,erleri de emperyalist siyasetin emrinde ve vatandan çok uzakta,sömürü ve çıkar için dövüşmüş insanlardır.Bu yüzden vatanı için savaşn insanı gücünü,kararlılığını bilmez ve ölçemezler.Biz şimdi Çanakkale’de vatanımızı savunuyoruz.Vatanını savunan askerin gücü silahın gücünü aşar.İngiliz,vatanını savunan Türk’ü ne anlayabilir, ne de yenebilir..’’

 

Amiral de Robeck tabyaların yanıt vermemesini donanmanın etkili olmasına bağladı.Birnci grubun kasırgası onun için yeterli idi.Sabırsızca ikinci gruba ileri emrini verdi.
Saat 12 idi.
4 Fransız zırhlı harekete geçti.Gaulois ve Chalemagne soldan,Suffen ve Bouvet sağdan ilerledi İngiliz zırhlıların önüne geçti.Amiral Quepratte atılgan kavgacı idi ,işi bir an önce bitirmek için filozosunu fazla ilerletti.Arkada kalan İngilizler ise rahat ateş açmak için yelpaze gibi açıldı.Ateş püskürmeye başladılar.
Saat 12,15 ti.
Bu ilerleme onları tabyalardaki büyük topların menzilleri içine soktu.Tabyalarda bir sevinç çığlıkları…..Büyk topların subayları ve askerleri sığınaklardan fırladı ve ateş seli altında topbaşı ettiler.Yine vurulanların yerini yedekler alacaktı.Hızla hedelere toplarımız ardı ardına gürlemeye başladı.
Saat 12.20 idi.
Mermilerin bir kısmı topçuların böyle bir gün için sıkı sıkıya sakladıkları mermilerdi.Bugün bile hepsinin kullanılmasına evet demeyeceklerdi.Çimenlik tabyasında mermi cimrisi komutan avaz avaz bağırıyordu.
‘’Tek mermi bile boşa atılmayacak atanı pişman ederim..’’
Kara ve deniz toplarının ölüm dansı başladı.
İlk mermiler Franszıları vurdu.Bouvette yangın çıktı.Diğer üçü öenmli yaralar aldılar.
İngiliz gemileri de nasibini aldılar.Infleksible de bir savaş muharibi bunu şöyle anlatacaktı :
‘’Türklerin uzun süre ateşlerimize karşılık vermemesi hepimizi şaşırtmıştı.Fakat tam 12.20 de bir anda kendimizi müthiş bir ateş yağmuru içinde bulduk.Bir Türk mermisi Inflexible zırhlısının ön direğini parçaladı ve güvertede yangın çıktı.Üç dakika sonra ikinci mermi taretlerden birisini parçaladı.İki dakika geçmeden üç mermi birden patladı.Öteki gemilerde de hasar fazlaydı.Queen Elizabeth top ambarı tam isabetle hasar aldı.İkinci mermi vinçleri dağıttı üçüncüsü ise ön bacada koca bir delik açtı..’’

 

Bu beklenmedik hal birleşik donanmayı şaşırtmıştı.
Daha sonra devam eden savaşta Rumeli Hamidiyesi 2 büyük top tam isabetle savaş dışı kaldı.Bazı toplar da şişti.
Beklenmedik bir gelişme herkesin moralini düzeltti.Cevat Paşa geldi.Uyarılara aldırmaksızın nasıl olmuşsa sağlam kalmış bir motorla ateş yağmuru altındaki denizi geçip gelmişti.İdareyi ele aldı.Her zamanki gibi sakindi.Karşı yakada ne olduğunu bildiği için durumu anlatıp kuşkuda olanları yatıştırdı.Sakinliği ve ümidi herkese yayıldı.Ateşin azalması Amiral Robecki sevindirdi.Tabyalar ezilmişti demek ki,emir verip mayın çalışmlarının başlamasını söyledi.Yıpranan Fransız gemilerini boğaz dışına yolladı.Üçüncü grup şimdi en öne geçecekti Fransız gemileri geri çekildi ve 8 İngiliz zırhlısına yer açtı.Bir yandan ateşe devam ediyorlardı.
Rumeli Mecidiye tabyasına ve çevresine dakikada 35 mermi düşüyordu.Hayli kayıp vardı.Bazı topların üzerine toprak yığılmıştı.Tabyanın en büyük ve yararlı topunun yanında bir tek mermi kalmıştı.
Yüzbaşı Hilmi Şanlıtop gözüne Bouvet’i kestirdi.Son mermi ona atıldı.Kıl payı boşa gitti.Yüzbaşı geminin uzaklığını çok iyi hesaplamıştı.
Birkaç mermi daha olsa idi….
Ama mermi taşıyan vagoncuk parçalanmış ,rayı dağılmıştı.Bu topun mermileri onlarsız taşınamayacak kadar ağırdı.
Topun çaresiz kalışı sıra eri Edremitli Seyit’in kanına dokundu.Cephaneliğe koştu.275 kilo ağırlığındaki dev mermi rayın tahrip olması yüzünden cephaneliğin kapısında kaldıraca bağlı ,havada duruyordu.Daha önce 215 kiloluk mermileri kaldırmışlardı .Seyit bu güvenle mermiyi işaret etti :
Sırtıma verin !
Cephaneciler ‘bunu taşıyamazsın Seyit’ dediler.
Seyit’in içi doldu,hazmedemiyordu,vecde gelip ezan okuyan bile vardı..
‘’Siz verin,çabuk!’’
‘’Çılgın’’
Koca mermiyi sırtına indirdiler.Yere kapaklanır diye mermiyi kaldıracın askılarından ayırmadılar.Burnundan kan boşandı.Mermiyi topun asansörüne yerleştirdi.Deli Mustafa ile Deli İbrahim bile olağanüstü bir duruma şahit olduklarını anlayarak bir köşeye sinip nefeslerini tutmakla yetindiler.Kanayan burnunu koluna sildi Seyit onbaşı…koşa koşa geri döndü..Mahzenden bir mermi daha çıkardılar..Onuda sırtladı koşar adım yetiştirdi.Üçüncü mermi ağır geldi..Zor oldu ama dizleri büküle çözüle taşıdı,oracıkta çöktü kaldı.İlk mermi geminin kulesini yaraladı.İkinci mermi baş taretini….Son mermi ile Bouveti yan yatırdı.Gemi kaymaya başladı..Orada Nusret’in keşfedilmemiş mayınlarından birisine değdi..Patladı.İki dakika içinde sulara gömüldü.İçindekilerle birlikte gözden kayboldu.
Satt 14.10 du.
Çığlıklar yükseldi..Sevinç çığlıkları..
Allah-ü ekber !’’

 

Kısacası Ocean’da mayınlardan birisine dokundu..Bouvet battı..Irrestıble de battı..5 zırhlı ağır yara aldı çekildi.Bunun yanında kaybedilen küçük gemilerde vardı.Amiral Robeck geri çekildi.
Saat 18.00 di..Yenilmez denilen armada yenilmişti.
Bu olağanüstü bir zafer demekti.Geri çekilişleri bir keşif uçağı ile saptandı.Evet Birleşik donanma gidiyordu..Boğazı terk ediyolardı..
Topçular şükür secdesine kapandılar..
Bu zafer emperyalizmi yenilmez sanmaya bir son veriyordu.Balkan yenilgisinin,Sarıkamış felaketinin,Süveyş fiyaskosunun cesaret kırıcı etkileri silinecekti.
Emperyalistler,parayı,çeliği,kader sanılan zavallığı,aşağılık duygusunu,Avrupa önünde emireri gibi durma alışkanlığını yenmişlerdi.
Bu zafer daha büyük direnişlerin mayası olacaktı.
Sonuç İstanbul’a bildirildi.Yaralılar hastanelere kaldırıldı,şehitler vatana eklendi.Bu akşam asker zafer yemeği yiyecekti.Etli Kurufasulye,bulgur pilavı,un helvası.Başta Edremitli Seyit olmak üzere dileyene dilediği kadar da ekmek.
İstanbul’da kıyamet koptu…
Şaşkın bir sevinç içinde idiler.
Halk sokaklara döküldü.Evler,dükkanlar bayraklarla donatıldı.Minarelerin kandilleri yakıldı.Süleymaniye camiinin yaşlı mahyacısı geldi.Düşündüğü cümleyi iki minare arasına kandillerle yazıp yatsı namazına yetiştirdi..
‘’ÇANAKKALE GEÇİLMEZ…!’’