…yok birşey…

 
Bazı anlar olur ya;

Hani loş odasında yatağının yanıbaşındaki duvardaki pencerenin önüne yerleştirdiği masada ,ya da yerdeki mindere bağdaş kurupta iki tek atmak ister insan…

Yanına bir kağıt bir kalem alırsında,dökmek istersin sakladığın ,harcamaya kullanmaya kıyamadığın kelimelerini…Basittirler oysa ya,bir de bana sor dersin,belki o bir kelime bir evrendir göz kapaklarının ardında…

Hani,

Kâğıt yalvarır,kalem naz eder bazenleri ya mürekkep niyetine daldırdıkça şarabına dile gelir,ele gelir..

Kağıt dize gelir,yüreğin denizlere dar geldiği,denizin yüreğe sığ geldiği o masum akşamlar olur ya …

Hani yüreğin şarap banyosu yapar….

Kalem sarhoş,kalem ayyaş,kalem berduş…yudum yudum içer sevgiliyi ,içtikçe dağıtır,balıklama aşka çalar da ,şarap yağmurlarının kırmızı ormanları biter satırlarında….

Üç harf ,üç sese nikah kıyar,dünyanın en güzel şarkılarıdır doğacak çocuklar, dinlemeye doyamadığından olacak ,çalsın istersin sabahlara kadar…

Boyundan büyük sözler etmek istersin ya…

dersin ya hani ;

Sevdanın adı bile;

daha çok mürekkep yalar…

Hani dersin ya

Kalemin şarap banyoları

Daha çok Mecdelli yüreği kırklar….

Hani acıların tam ortasında bir gül açar…

Yani …

yani büyülü bir an yaşanır ya bazen…

Hani o,hani bu,hani şu işte …

Şey…

Hiç yani yok

yok birşey….

O an’a benziyorsun diyecektim..

O kadar…

Melike…