…Kimse Susmaz…

 

 

Sosyal Medya edebiyatçılarının gelişmesi ile ki bu arada ”Sosyal Medya Uzmanlığı ” belgesi de yakında geliyor..Sosyal medya uzmanlığına da el attım dikkat dikkat…Ne ise sosyal medya da iyice gözüme batan  yeni bir gelişme de erenlerin sözlerinin sık kullanılanlar listesinde olması..Nasılsa kopyala yapıştır var..Erenleri kopyalamak biraz zordur da  sözlerini kopyalamak ve yapıştırmak  çok kolaydır…Sol tuş ,sağ tuş kopyala yapıştır..İşte erenin ardına saklandın oldun bir edeb abidesi…Zaten  yazıları birkaç böyle düşünür sözü ile süslemek de her zaman pirim yapmıştır..

Sosyal Medya  Meydanın da  yapılan eylemlerde hoşuma giden  bir çok sözden üçünü  yazacağım…Benzerleri de dahil paylaştıkları için  kendilerini tebrik ettiğimi bilsinler.

* Bazı kadınlar yemek yapmaz, devrim yapar..

Biz kazanana kadar ikisini de yapmak zorunda olanlar fazla çaktırmasınlar devrimi,hem yemek yapıp hem de devrim planları kurmaya devam etsinler  manevi desteğe ihtiyacımız var olumlu düşünün ,size zorla yemek yapmak görevini dayatanların kökünü kurutacağımız günlerin hayalini yemeklerinize lezzet olarak katın ,keyfini çıkarın…..Birden devirmeye kalkmayın öyle…Bize sağ kalan devrimciler lazım…Dediğimi yapın yaptığımı yapmayın ula..Biz bunların işini zaman içerisinde bitireceğiz zaten birden kanuna yerleştirsen bile fikirlerinde bir değişme oluyor..Sadece söylediklerinin kendilerini bağladığını ve senin yemek yapman gerektiği düşüncesinin de öyle genel geçerli bir ahlak kuralı olmadığını ve olamayacağını bil rahat ol sen seni seviyoruz…Hazır olduğumuzda  zaten devrilmiş olacaklar..Sözümüz halinden memnun olmayanlara ,olanlardan yemek daveti bekliyoruz abla sevabına bize de yollayın sizler de lazımsınız..

Şaka bir yana da insan sevdiği işi yapınca mutlu olur..Sevmediği işi kimseye dayatamazsınız…

 

* Susuyor isem asaletimden değil ,ortalık fena karışacak onun için susuyorum..

gibisinden bir söz yine beni çok güldüren sözlerden birisidir.Kazanacağımız,rahat rahat konuşacağımız  güne kadar  bazen susmaya hakkın var zaten kimsenin asaletten felan susmadığını hatta susmadığını  biz biliyoruz sen rahat ol ..Ya birisini korumak için susarlar,ya birisinden korunmak için susarlar, ya zamanını bekledikleri için susarlar..Susmadıkları için de felsefe yapan insanlar çoğalmışlardır..Zorla sessizlik insanı filozof yapar çünkü..Asaletinden felan susmadığını  biz biliyoruz  biz bunların çenesini açılmamak üzere bağlayana kadar sessizce çığlıklar atmanın keyfini çıkar zaten her susan asil felan değildir.Her  dinleyen de doğru şeyleri dinliyor değildir zaten her dinleyen de dinliyor değildir..Burada susar bütün mahallede dedikodu yaparlar,kafa sallar içinden küfür ederler..İşte örnek cümle susuyorsam asaletimden değil ortalık karışacak onun için yani..Aldanma sakın ”susuyorsam asaletimden”  felan diyenlere kendisini fena asil sanıyor,asil olduğunu söylemek istiyor zaten başka türlüsü olsa idi bu sözü kopyalayıp yapıştırmazdı..Seni  konuştuğun için asaletinden şüphe ettireceklere pirim verme seni seviyoruz..Konuşmak ve susmak ile ilgili edebiyatta ancak ,kendi sazını elinden düşürmeyenlerin mausunda kopyala yapıştır..

 

* Bazı g.. den uydurduğunuz sözlerin altına Oscar Wilde yazınca daha inandırıcı olmuyor bilin istedim.

Oooo çok sert… Yani söz balyoz gibi inmiş..Bu kişiye  herhangi bir ürünü almak için ikna eder iken popüler isimleri kullanamazsınız..Ancak ürünün kalitesinden ikna olur ise o ürünü edinir bilin istedim..Bu hususta hiç susmayın hep uyanık olun…Tüketici Hakları bölümü şikayetler ile  dolu..

Yani de en üstteki hariç diğer cümleleri paylaşanların isimlerini kayıt etmediğim için unuttum.Paylaştıkları için teşekkür ederim…

 

İşte çok düşünceli sözler bu sözler…Sizi susturmuyor,size dayatmıyor, ben de varım diyor…Kimsenin görmek işine gelmiyor ama biz görürüz..Not alırız..Gülümseriz..

 

Kimse susmaz…

Kimse susmaz aslında…

Kimisi için soğuk yenen bir  zeytinyağlıdır  intikam,kimisi için susmak en güzel cevaptır edebi elden gidene – ki burada sana edebsiz  diyen bu insana bakmamız lazımdır hemen ciddiye almayız edebden kastı nedir ?Ne susması arkadaş hiç susmuş gibi bir hali var mı bu sözü edenin resmen sana edebsiz diyor işte.. – kimisi  de şunu çok seviyor – cahil bir kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol- kimisi için olduğun gibi görün göründüğün gibi ol—-Kimsi de şunu çok seviyor :

”Karşımdakine bakarım adam mı diye..”

Önce Aynaya bak…

Önce biz bir bakalım bu sözü edecek kadar adam mısın..Ya da iletişim kopukluğu yaşıyor olmanızın birinizin adam olup olmaması ile ilgisi nedir  görmemiz lazım..

 

..kimisinin gözlerinden akar, kimisinin düşüncelerinden akar, kimisinin şiirlerinden,kimisinin şarkılarından …

Yok birşey değil erenleri de rezil ettiniz,düşünürleri de kepaze ettiniz..

 

…Kendime belge verdim…

 

 

Hayaldi gerçek oldu..

Ebru sanatını icra edebildiğime dair kendi kendime belge vermek zorunda kaldım…

Çünkü  mevcut ebru hocalarından herhangi bir icazet,belge vs taleb etmemin imkanı ve de ihtimali yoktur…

Bu işten para kazanmayı düşünen bir insan olsa idim ve de bu hocalardan başka da bir alternatifim olmasa idi açlıktan da öleceğimin resmidir..Çünkü gönül şişmek ister ebru bahane..

Anladınız sanırım niçin açlıktan öleceğimi..”Gönül şişmek ister ebru bahane” der iseniz tabii ki açlıktan ölmeye mahkumsunuz bu insanların içerisinde çünkü gerçek bu olmasa idi bugün ben de bir cümleye engellenen bir insan olmaz idim..

Ne ise Hoca pişman olmuş mudur dediğine diyeceğine ama yine de Alparslan Babaoğlu’ndan bir ”Keşke bizim camianın erkekleri de senin kadar delikanlı olsa idi ” cümlesini duydum..Pişman da olabilir özgürdür…

İcazette alamayabilirim de pek umurumda değil ama ben inandığı gibi yaşayan bir insan olduğum için bu kadar muhalefete Hoca’dan bu sözü duymak önemli bir olay e tabi..Bu sene yılın ödülünü aldı …Düzgünman çizgisini en iyi takip eden tabiri caiz ise bu yola başını koymuş bir Hoca..Ben etrafında ayaklarının altını görenleri pek takmıyorum zaten..Biz gökyüzünü görüyoruz…

Bazen ”Hoca madem öyle düşünüyorsun  Hoca buraya yumruk havaya ” diye bağırasım gelmiyor değil tabii ki…

**

Ne ise  inandığı gibi yaşıyor olmanın ,sistemi kökünden reddetmenin sonu kökünden reddedilmektir..

**

Kendi kendime belge vermek zorunda kaldım..

Ve aldığım  bir karar doğrultusunda  bu sanatı öğretecek olduğum talebelere de kendi kendilerine belge vermek imkanı vereceğim..Bu sınav notunu kendisi veren öğrencinin durumuna benzer..Cevaplar orada evladım…Bak cevaba bir de kendi cevabına kaç aldı ise notunu kendin yaz..Beni de akşamları 500 tane sınav kağıdını okumak zorunda bırakma..Ondan sonra her ders ”kaç aldım kaç aldım” diye soruyorsunuz..İşte en güzel örnekler bunlardır..Şimdi saz çalmayı öğreniyorsun…Benim işim sana sanatı öğretmek bak her ders kendini sınava al..”Ben hazmettim,bu sınavı başardım ” diyebiliyor isen çekmeceyi aç yeni dersinin sertifikasını kendi kendine yaz..Dünya ile alay ederek mizah ile ciddi ciddi  eğitimi kendi kendine ver.. Hıı  kademeleri atladın beste yapmaya başladın..Elbette çocuğum buna karışmak benim ne haddime…İyi bir şey ise ben senin öğrencin olurum…

 

Ha ülkemiz alaylı takımına ses etmez..Bizde tam alaycı  ,alaylı  takımdanız…

Napim arkadaş biz böyleyiz..

Bunun yanında  kesin kural olsa ve bu hocaların ayak tabanını görmeden ebrunun adını anmanın imkanı yoktur deseler..Biz o eli ayağı yine öpmeyiz..

Biz kimin elini ne zaman öpeceğimizi çok iyi biliriz…

ZORLA ÖPTÜREMEZSİNİZ…

BİZE YALAKALIK YAPTIRAMAZSINIZ…

TEK  OTORİTE SİZ OLSANIZ VE BİZ BİLSEK Kİ SİZ OLMAZSA OLMAYACAK YİNE ÖPTÜREMEZSİNİZ..

İNSANLARI KENDİ ENSENİZ ŞİŞMEDİ DİYE AÇ BIRAKTI İSENİZ BUNDAN YÜZÜ KIZARMASI GEREKEN KOSKOCA HOCALAR OLARAK SİZLERSİNİZ..

Yok benim öğrencimin eseri şu sergiye kabul edildi ,yok benim öğrencimin eseri bu notu aldı edebiyatı bize hiç sökmez..Hiç kimse de  yukarıda yapılmış olan gibi bir ebruyu kafasınnı keyfine göre seçme hakkına sahip değildir çünkü yukarıda örneğini verdiğim ebru olmuş bir ebrudur..Ve ben eğer bu ebrular ile değil de herhangi birisinin elini eteğini öpmek zorunda kalacak isem öpmüyorum ve siz de yarın benim elimi eteğimi öpmeyin gider en etek öpmeyen kim ise ona  karakter ödülü veririm…

Yukarıdaki ebruyu günler geceler boyu eşek gibi yapa boza ayarlaya çöze kendim yaptım…Ben bu kadar çalışmış iken hiç kimseye de benim talebemin ebrusu gibi saçma sapan bir cümleyi kullandıramam doğrusu…

Bana temel dersleri veren hocamı da her zaman saygı ile anarım bu açıdan bunun yanında bir harf  bile açıklama yapan var ise tekrar teşekkür ederim..Bunun dışında Hoca yine kızacak ama..Ben yaptım..

Şimdi hepiniz kızabilir,egoist olduğumu da düşünebilirsiniz…

Hayır tepki…

Böyle başlar değişim..

Böyle çoğalır fikirler ve böyle gelir devrim…

Hadi dumur olun yine söyleyecek söz bulamayın..Bulamazsınız tabii…500 yılda bir gelir hazırlıksız yakalandınız onun için…

Bu arada siz körler sağırlar biribirini ağırlar kendisini çok iyi bilirler ekibi devam edin..Gelecekte bir kaç cami yanında da tekne açabilirsiniz gelen geçen tekneye bozuk para atsın..Hiç bir olan ya da olmayan imkanımı sergi açmak,efendim tezgah kurmak,otel bulmak için de kullanmayacağım siz devam ediniz…

Biz ya hepimiz,ya hiçbirimiz…

Siz ebruyu benim gibilerden değil kendinizden koruyun…

Bir de önce ebruyu gidin Hollanda’lılardan öğrenin onlar bu sanatı biliyor ama ”kitap ciltlemede kullanılıyor bu sanat biliyoruz..” diyorlar..sen önce kendini ciltleme de ispat et, ondan sonra ressamlara dil uzat ebru artık kendisini ispat etti de.. oldu mu…Tabloları asıp asıp sonra da dağdan gelip bağdakini kovalamaya çalışmak çok ayıp oluyor ama…Ressamlar size bunu yapmaz..

 

 

 

 

 

…ALMA MAZLUMUN N’AH’INI…

 

İkili eğitimimi tamamladığım zaman ne bir siyasetçi olmak isterim halkı kandıran ne de bir psikolog olmak isterim bir bir hastaları iyi etmeye çalışan..

Bizim işimiz  daha çok hepimizi  hasta eden,hepimizi doğduğumuza pişman eden  mikrobu yok etmek çabası…Biz birgün bunu başaracağız…Bütün herşeyin içerisine sinmiş olan ve dinden bilime siyasetten,aileye  tüm meslek gruplarına kadar geniş bir alanı istila etmiş olan , birçoğunuzun farkında olmadan bir güzel hazmettiği hatta daha da azmedin ve hazmedin  için bu sistemin içinde başarılı olmuş insanların   başarı öykülerinin yazılarak takdir edildiği  ve kişilik gelişimi ismi altında -kişiliksizliğe- pirim verildiği,körlerin ve sağırların dünyasının mimarı olan  bir mikrobun kökünü kurutacağız..Biz topunu bir çuvala doldurup tarih sahnesinden  belki birisinin aklına düşer diye kitaplarından dahil kaldırmak isteyen insanlarız..Birgün başaracağız…

Geri kalanını yapanlar zaten var…Siz bu ahlaksız düzende kandırılmaya ve hasta olmaya devam ede durun…Yanlış evlilikler,dogmalar,doktrinler,size dayatılan görevler,dinmeyen gözyaşları ,doğamayan çocukların dünya üzerindeki ahları,ah lak lakçıları…Bataklığı kurutmadığınız sürece böyle gelip böyle gideceğini de aklınızın bir kenarına yazın..

Biz sırılsıklam maymunlar olarak o muzları alabileceğimizi biliyoruz, ve tazyikli sularla bizi ıslah edebileceklerini düşünenler kendilerini de kandırmaya devam ededursunlar..

O yüzden bütün bu düzene kocaman bir

N”AH…

ÇEKİYORUZ..

N’AHH ÇEKTİĞİMİZ İÇİN BİZE TERBİYESİZ DİYENLERE İNAT…

Alma mazlumun N’ah ‘ını…

Çıkar devrim devrim…

Gün gelir devran döner…Dünya döndükçe zamanımız var..

Diyoruz…

…İSYAN…

 

Hayatım :

Büyüklerime isyan..Küçüklerime insan..

Küçüğüm,

Bakma yazılışı başka okunuşu başka..

Her okuyanda  manası başka

kimi zaman ayarı bozuk dilime…

Sen rahat ol..

Onlara,

Seni sevdiğimi söylüyorum…

O kadar..

Budur kabul edemedikleri..

Çünkü onların sevdikleri farklı

Senin ne anlama geldiğini biliyorlar..

Ondan bu bitmez tükenmez kavgalar…

Sermayesini kaptırmak isteyen patron gördün mü sen hiç ?

 

 

 

 

 

NAM- I DİĞER CHE

 

 

 

 

 

 

 

”Tıbba başladığım sıralarda ,bugün bir devrimci olarak sahip olduğum kavramların çoğu bilgi dağarcığımda yoktu.Herkes gibi ben de başarılı olmak istiyordum.Ünlü bir araştırmacı olmayı,insanlığın hizmetine sunulacak bir şeyler yaratmak için durmadan dinlenmeden çalışmayı hayal ediyordum,ama bu hayaller kişisel zafer arzularım ile kurulmuş hayallerdi.Hepimiz gibi ben de çevremin ürünü idim.”

 

Tita :

” Onun kalın,yumuşak sesini birkaç kez duymuşum.Sesindeki  ironi geleceğin Galenleri arasında en korkusuz olanlarının bile yüreğini hoplatacak bir şey ile karşılaştığımızda ona ve hepimize cesaret veriyordu.Aksanından taşralı olduğu anlaşılıyordu.Yakışıklı ,rahat biriydi.Utangaç ve kendini beğenmiş belki de pervasız görünüşünün altında derin bir zeka,doymak bilmez bir anlama isteği daha da derinlerde sınırsız bir sevme gücü gizli idi..”

**

Kütüphanede 10-12 saatini geçiriyordu.Edebi kitaplar ve psikoloji  okuyordu.Kayıt yaptırdığı derslere çalışmak yerine ilgisini çeken tıp konularına çalışıyordu.Aile içinde yaşanan gerginlik yüzünden evden uzaklaşmak için  gidiyor olabilir mi idi kütüphaneye ?

**

”O insanların tarafında olacağım.Bunu biliyorum çünkü bunun gecede yazılı olduğunu görüyorum.”

 

” O ilk dersleri dinlerken ,isyancı komutanla ilk karşılaştığım sıralarda pek güçlü olmayan zaferin olabilirliği konusundaki inancım hemen güçlenivermişti.Daha baştan beri onu kendime yakın hissetmiştim;böylesine saf bir ideal uğruna yabancı bir ülkenin sahilinde ölmeye değeceği inancını paylaşan iki maceracı arasındaki bir sempati bağı idi bu.”

**

Bayo’nun anıları ,Ernesto’nun herşeyi mükemmel yapmayı ,kendini aşmayı,hiç hata yapmamayı adeta bir takıntı haline getirdiğini doğruluyor.Kendisi ile ve sınırları ile giriştiği muazzam rekabet onu ‘rütbesi yükseltilecekler arasında bir numaralı aday haline getirmişti ve tüm eğitim faaliyetlerinde en yüksek notu alıyordu,on üzerinden on..”

**

Che babasına yazdığı bir mektupta babasına rüşvet konusunda  endişe etmemesi gerektiğini ve son on yılda rüşvet yemeyen bir kaç kişiden birisi olarak gösterildiğini söylemiştir.

**

Hilda :

”Yirmi beş, yirmi altı yaşlarındaydılar,zayıf ve bizim yaşadığımız bölgedeki insanlara oranla uzundular.Boyları 1.74 -1.77 civarında idi.Guevara’nın yüzü çok beyaz ve solgundu,saçları kahverengi idi,iri etkileyici gözleri ,küçük bir burnu ve düzgün bir görünüşü vardı, genel olarak iyi bir görüntüye sahipti…ses tonu biraz davudi ,son derece erkeksi idi,görünüşüne bakan ondan böyle bir ses çıkacağını beklemezdi.Atikti,çok hızlı hareket ediyordu ama görünüşü çok ağır  biriymiş izlenimi veriyordu insana.Onun zeki ve gözlemleyici birisi olduğunu,sert konuştuğunu farketmiştim.Biraz kendisini beğenmiş kendine çok fazla güvenen birisi imiş gibi gelmişti bana..Ama daha sonra Guevara’nın yardım istemekten rahatsız olduğunu ve bana uğradıkları sırada daha yeni astı krizi geçirdiğini öğrendim;daha rahat nefes alabilmek için göğsünü şişiriyormuş meğer…Çoğu Latin Amerikalı gibi ben de Arjantinlilerden çekiniyordum..”

**

”Müthiş bir tıp bilgisine sahip değildim,hiç olmamıştım da,yaralananların sayısı çok fazlayı ,ben ise o sıralarda kendimi birilerini iyileştirme işine adamaya hiç niyetli değildim…”

 

**

Che’nin sonradan liberalizme geçmiş koyu katolik  bir annesi Celia de la Serna’da eski dindar günlerden kalma bir inanç gücü vardı.Yeğenlerinden birisi daha sonra onun ile ilgili bir anısını şöyle anlatır :

”Saçını erkek gibi kestiren,sigara içen,herkesin önünde bacak bacak üzerine atan ilk kadınmış.Buenos Aires’teki feminist bir hareketin öncü kolunun lideri imiş.Evlendiğinde reşit değilmiş.Bu  ailesi ile arasının açılmasına neden olmuş ;bu yüzden teyzesinin yanına taşınmış.”

küçük Ernesto’nun  anne – babası kültürlü biraz da Bohem insanlardı;ruhsuz ,itaatkar buldukları bir oligarşinin parasız pulsuz mirasçıları idiler.Çocuklarına macera duygusu,kitap sevgisi aşılamışlar  ve Küçük Ernesto’nun yıllar sonra ayrılmaz bir parçası haline gelecek olan o duruşu miras bırakmışlardı.

***

”Kongo’da çok şey öğrendim.Bir daha tekrarlamayacağım hatalarım oldu;belki ileride yine bu hatalardan bazılarını  işleyeceğim ve yeni hatalarım olacak.Gerilla savaşına olan inancım daha da arttı ,ne var ki yenildik.Bunda sorumluluğum büyük.Yenilgiyi ve yenlgiden aldığım ağır dersleri hiç unutmayacağım..”

***

” Bir gerilla savaşçısının sahip olması gereken nitelikler ve olması gerekenden daha az disipline sahip oldukları konusunda pek öfkelenmedim,onlara görevimizin herşeyden önce örnek bir çekirdek kadro ,çelik gibi bir çekirdek kadro kurmak olduğunu açıkladım…Öğrenimin öneminden söz ettim,öğrenimin gelecek için vazgeçilmez bir konu olduğunu söyledim.

***

”Herkesi bir araya topladım ve şunları söyledim :Zor durumdayız.Pacho iyileşiyor,ama ben bir canlı cenazeyim ve o küçük kısrağa yaptığım şey  zaman zaman kontrolümü kaybettiğimi gösteriyor.Bu durum değişecektir ama bu durumun zorluklarını hepimiz göğüslemeliyiz ,bunu göğüsleyemeyeceğimizi hissedenler duygularını açıkça söylemeli.Bu,büyük karar anlarından biri.Bu tip mücadeleler bize devrimci olma ,insanlık merdivenindeki en üst basamağa çıkma fırsatı tanır. Ama aynı zamanda gerçek bir  erkek olmamıza da olanak tanır.Bu iki durumun ikisine de ulaşamayacağını düşünenler bunu söylemeli ve mücadeleden ayrılmalı.

Kübalıların hepsi ve bazı Bolivyalılar sonuna kadar dayanmaya karar verdi.

****

 

Che’nin  ölümünden yıllar sonra Arjantin ordusu tarafından öldürülen Arjantinli şair Paco Urondo ,Che’nin öldüğünü duyunca şunları yazmıştı:

”Bir hafta boyunca yağmur yağacak ve inanmayanlar,yani batıl inancı olmayan kişiler bunun sadece bir tesadüf olduğunu ,olanın bitenin istisnai şeyler ,tümüyle şans eseri olduğunu düşüncekler.Dostlar hep ıslak yaşayacak ve bu berbat hava her zamankinden daha uzun sürecek.Ama bu sefer Buenos Aires usulü  tahminler yapılmayacak,insanlar kendilerini bekleyen kaderlerden ve felaketlerden bahsetmeyecekler artık ,havadan sudan da konuşmayacaklar;bu sefer farklı türden tahminler yapacaklar;huzur kalmadı, sadece sükunet var.”

 

Che’nin ölümü kadını ile erkeği ile binlerce insanı serseme çevirdi.Siyasi sahnede geçirdiği on bir yıllık süre içerisinde – ve hiç istemeden- Che o çok ertelenen ,çok fazla ihanete uğrayan Latin  Amerika devriminin simgesi haline geldi;yalnız  şundan emin olabiliriz : böyle hayaller hiç ölmeyen malzemelerden yapılmıştır.Ne var ki Che Bolivya’da öldü.


İşte buradayız

titriyoruz

öfkeliyiz

ölüm tahmin edilebilir bir saçmalık

olsa da /Benedetti


***

Bellekler .

Bir bellek var.Binlerce fotoğrafın ,posterin,tişörtün,kasetin,plağın,videonun,kartpostalın,portrenin ,derginin ,kitabın,deyimin,aktarıan hikayenin  – belleğin dinginliği içinde mitlerini nereye yerleştireceğini bilemeyen sanayi toplumuna musallat olan tüm hayaletler  -arasında Che bizi seyrediyor.Ölümünden otuz yıl sonra imgesi kuşaklardan kuşaklara geçiyor,efsanesi noliberalizmin büyüklük kuruntularının üzerinde dolaşıyor.

Saygısız,şakacı,inatçı,ahlaka inat eden,unutulmaz biri..

 

**

 

Bir şarkı sözü ile kitap önerimi bitireyim..

”Gönlümün  şarkısını gözlerinde okurum..

Sevgimin neşesini sözlerinde bulurum..”