mavi bir uçan at

 Her kırbaç izine kaş göz çizerdi çocuklar bir zamanlar
kimine kanat,
kimine ise yeleleri örüklümavi bir uçan at…
Ve dansederdi ağlayan gözlerinde renkli parmak kuklalar…
Bilirsin sen de
henüz babamızdan utanmadığımız zamanlardı
anlayacağın…
Kundağımız kurumamıştı…
Cinsiyetimizin adı pembe idi…
Kardeşim utanmazın tekiydi ya aslında…
Onu koruyan mavi bir kimlikti….
İşte bu pembe renk yüzünden
yastığın altına gömdüm de başımı
öyle sövdüm adiliğin anasına avradına…

Çocuk..
Açık yürek yaralarını ve kırbaç izlerini
ve hissettiklerini allayıp pulladığın
o yalan gelini almaya
seninle parmak kukla oynamaya geldim…
söyle
Bir bahar düşümüdür gördüm dediğim
ya da güle bandırılmış yüreğin midir
Kayaları çatırdatan asi sessizliğin
Çocuk hala elinde misketleri
aldırmadan üzerine sıçrayan barut lekelerine
yanağında gözyaşı izlerine
ve cebine topladığı ölü balık yüzgeçlerine
giydiripte gelinliği
ve mavi bir damatlığı
güneş sevdasına
Evlenecekler de…
Mutlu olacaklar sanır…

Üzülme çocuk üzülme,
O kanat çizdiğin kırbaç izlerine
Kaş göz çizdiğin yaralı avuç içlerine
kız oğlan kız sevda lekelerine karamerhem
dokunulmamış bakir yüreğine bir gelinlik
ve mavi bir damatlık getirdim…

söyle
Bir bahar düşümüdür gördüm dediğin
ya da güle bandırılmış yüreğin midir
Kayaları çatırdatan asi sessizliğim

Açık yürek yaralarını ve
kırbaç izlerini ve hissettiklerini
allayıp pulladığın o yalan gelini almaya
seninle parmak kukla oynamaya geldim…