YAĞMUR

Sevgili Resimleri

Yağmur yağıyor, penceremin önünde ıslanmamak için adımlarını hızlandıran  insanları izliyorum.Bu sefer geleceğini pek belli etmedi.Hazırlıksız yakaladı insanları…İki kişi hariç hepsi hızlanmış…Onlar her akşam üzeri evimin önünden geçen iki sevgili.Kimi zaman tartışırlarda kız kapris yapar,oğlan tavırları ile birşeyler anlatmaya çalışıyordur,kız dinlemek istemiyordur…Bugün yine tartışma halindeler.Bu sefer utanmasalar birbirlerini yiyecekler…Kaçışmıyorlar yağmurdan..Onları  ilk kez yağmur altında izliyorum…Düşünüyorum bir yandan;
 
”Her ne kadar yağmur altında geçecek sevişmelerin,buluşmaların güzelliğine dair edebiyat parçalasalar da ,yağmurda yürümek hayallerini,şiirlerini süslüyor olsa da ıslanmayı sevmiyor insanlar.Tıpkı cefa çekmeden sefa sürmek istemeleri gibi.Hep böyle.Yağmurda yürümek.Yağmur altında sevgili ile öpüşmek hayalleri vardır satırları süsleyen..Satırlarda kullanılan yağmur trafiğine dikkatimi yoğunlaştırdıkça  ”yağmurdan bir edebiyat”görürüm.
 
Hüzünlü sevgilinin yanaklarını güzelleştiredurduğu,yüreğimizi vuradurduğu bir an bir ahmak ıslatan…Sırılsıklam bir an’da satırlara dökülen kelimeler….Kimi zaman bir fırtına vurur bizi.Gök gürler içimizde,şimşekler çakar ve bütün  aynalarımızı paramparça ededurur da, dolu gibi iner cümleler…
 
Yağmur’u seviyorum..Yağmur Edebiyatı’nı…seviyorum.Yağmurda yürümeyi,yağmuru izlemeyi..yağmurda el ele yürümeyi,yağmurda yazmayı,yağmurda dinlemeyi,yağmurda ıslanmayı,yağmura benzetmeyi…benzemeyi…
 
 
”Yağmurlar döküldü dudaklarına birden
Söyle sevgili söyle !
Yüzüne sonbahar mı geldi aniden
 
 
Ya da bir kaç satırı gelir aklınıza bir üstâd’ın
 
”Yağmur yok bugün
Ne isterdim çisel yağmasını
Düşme ellerimden sevda’m
Yağmura mesel
Ağlayabilirim,
Rüya’m da deniz”
 
Şakır şakır sevgi ya da hüzün ne bileyim,yağmak isteği sarar benliğimi.Bütün çöllere,bütün hasret çiçeklerinin üzerine ve sevdalıların..Ve sevdiğimin ve yani bizim..Kırmızı güllerime bir şiir daha yazmak isteyebilirim mesela,bir salıncağın üzerinde bütün evreni seyreden İlluna ile komşuluk da yapabilirim,güneş sisteminden bahsederiz biraz,zerre kadar farkında olmadığımız ve adına dünya denilen bir yerde aşk ile  insan öldüren varlıklar hakkında mitler de yaratabiliriz.
 
Ölümünden çok sonra anlaşılacaktır yokluğun
    Gidişinden çok sonra anlaşılacaktır yürüdüğün
Öyleyse tut kendini avuçlarından
     Yakala kendini adına hayat denilen
Çelişkilerinden

der  gerçek bir dost’um
 
ve ben,

”İnsanın gidişinden sonra miras olarak kendisini bırakabilmesi kadar güzel bir şey olmasa gerek…İnsanların doğruluk adına yürüdükleri yolları açmış olmak ve onlara gerçek yollar bırakabilmek ve kısaca ölümsüz olabilmek iki cihanda…
Bu harika bir şey…Ama hayatın boyunca kendine ve insanlığa yaptığın yatırımın ardından kalan mirasın da har vurulup harman savurulmaması gereklidir…İnsanoğlu bu harman savurma işini  çok iyi başarıyor…”
 
diye cevaplayabilirim örneğin…
 
 
Kimi zaman da bir fırtına ile birlikte gelen bir duygu yoğunluğunda, bir kadının çığlıkarını işitirim ,çaresizce attığı kahkahaların içerisindeki  sessiz çığlıklarını,kulakları sağır eden bir kadın sesine  dönüşür gökgürültüsü ve dinlerim…
 
”Akşamın o.. gülüşlerinin yankılarını duyuyorum geceden öte.
Batık bir o. çocuğunun  piçleri döküldü yine hüznümün iç denizlerine…
İktidarın sertliği  en demokrat yanını dövüyor dişinin…
 
Hay anasını s….m…”
 
Aradan  üzerine yattığı paltosunu beni korumak için uzatan kırmızı burunlu bir şarapçı dokunur omuzlarıma, bir sandal dibinde tekrar görüşmek için sözleşiriz,kitaplarını anlatacaktır bana,uğradığı adaletsizlikleri ve gerçek değeri,eminim Nazım’dan da çalacaktır,aradan bir kaç bütün parasını dolandıran düzenbaz da çıkacaktır.Ve kesin bir yerlerde kendisini unutmuş ya da hâlâ arayan bir kalburüstü akrabası ,ahbabı vardır..Belki de çocuk yaşlardan beri yapacak başka bir işi olmayışındandır kim bilir..Elimi cebime atarım belki bir geceliğine de olsa ”köpeköldüren” olmaz adı içtiğinin ,kolayı zevk için içer hani kola içmiş olmak için…
 

 
 Doğanın güzelliklerinden ilham alırlar insanlar..Doğanın güzelliklerinden gittikçe uzaklaşırlar ama uzaklaştıkları kadar özlem de duyarlar….İnsanın içleminde var gibi bir şey…
.
 
Yağmur yağıyor, penceremin önünde ıslanmamak için adımlarını hızlandıran  insanları izliyorum.Tek kaçmayan hararet ile tartışan iki sevgili oldu.Doğa olayının şiddeti ile aşkın şiddeti bir araya gelince oluşan ahenk beni gülümsetti…Yağmur umurlarında değil.Aşık bunlar.Sırılsıklam aşk kaçmadı sırılsıklam olmaktan….Kız kapris yapıyor.Bir yandan yüzüne vuran yağmur damlalarına eli gidiyor…Oğlanın el kol hareketlerinden  birşeyler anlatmaya çalıştığı belli…Arada o da sinirleniyor..Öyle değil çocuğum..Kolundan tutacaksın…
 
”Hiç bir yağmur  damlası yüzünü benden ıslak öpemez.
Yüzünü yağmurdan bile kıskanıyorum…”
 
deyip…
 
Ve yani kemanı da unutmayalım…