HÜZERAN

 

 

 

 

Sultan’ım,Efendi’m,dinmek bilmez özlemim,içimi kavuran ateş’im;

Ben her ne vakit size biraz,bir damla,zerre muhabbet dolsam,dolardı gözlerim,dolardı ellerim,dolardı yüreğim…Her yan gözyaşından incilerle dolardı.Bilmem ki neden?Türlü nağmeleri süzdüğüm gözyaşlarımdan akıtırdım namelerimi yüreğimin derinlerine..Siz her ne gün ellerimin arasından gidecekmiş gibi olsa idiniz, bilin ki ağlıyordum.Hiç gelmeyeceksiniz gibi özlüyordum…Siz her ne an kalbimizi kahreyleyecek bir düşünce içerisinde olsa idiniz efendi’m, sönerdi bütün yıldızlar,güneşler doğmaz olurdu,kuşlar ötmez olurdu…Dünya dönmez olur,acıdan,yangından ortalık sular seller olurdu.Neden gittiniz ellerimin arasından sanki..Üç günlük dünyada sizi bana çok gören bir hayatı sevmemi söylüyorlar bana.Ne çok biliyorlar ah!..Ne çok bilmiyorlar…Aşk’ı ne çok…Ne kadar sevdim sizi…Sizin yanınızda iken geçirdiğim her an eşi benzeri bulunmaz bir cennet.Cenneti gördüm desem inanmazsınız belki !Cenneti gördüm sizin ile,Allah’ı buldum özleminiz ile,her özlem damlası yürekte İlahi bir aşk…İbadet.Secde.Hani bugünlerde yoksunuz ya…
Allah’a sığındım,siz diye diye anlayacağınız…

Bilmem ki,oralarda size huzur var mıdır?Hani bugüne kadar hiçbir sevgilinin yaşamadığı bir aşk’ı yaşamıştık.Yanınızda iken Leyla idim ,yanımda idiniz ama Mecnûn’dunuz…Yüreğimi ne hoş ezgiler ile doldururdunuz..Bir defasında yine hasret vurduğunda zaman ,vuslat binbir alem uzaktı…Ben kavrulurken bir ses etmiştiniz…

”Gözler bu güzelliği gördü göreli,bu dil güzel yüreği övdü öveli bir başka ceylan bilmez olur, bu kokuyu bildi bileli bütün yaseminler,leylaklar,miskler,tarçınlar önünde eğile durur,hayallerimiz senden başkasını bilmez olur…Hayalin gönlümde acıya vurur..Dün akşam bu güzelliği düşledim yine…Saçlarını salmışsın ılık rüzgarda mor hazeran çiçeğisin ,mevsimlerden sen ve sen Hüzeran bembeyaz.Benim. Bileklerin kadar incesin.Hüzeran uyuyorum.Yasemin birde ceviz suyu kokuyorsun. Mücevherlerinin şakırtılarına karışmış şakımaların.Çıkar ışıltını söndürmesin ipeklilerin.Kelebek kanadından narin daha narinsin dayanamıyorum.Gökkuşağının diğer ucundayım yüreğim alaca abanoz tenimin sessizliği yanıyor içim uyanıyorum. Gökkuşağının diğer ucunda düşüm düşümde yüreğim alaca yüreğin Hüzeran boynunda bıraktığım mor inci dilim sessizlik elim sensizlik düşüyorum ve cennette kalçasız kızlar vardı..Güvercinlerin,alageyiklerin ve bahçelerin arasında yoksun.. Arıyorum. Gitme Hüzeran gitme..Hüzünler doluyorum… Soluyorum Allah’m ben benden geçiyorum özlüyorum ben ,ben cennette yanıyorum ölüyorum… ”demiştiniz…Sadece aşk,bütün çirkinlerin önüne bir perde gibi çekilen aşk,sizin için yapmayacağım hiç bir şey yok gibi hani…

Deseniz ki ‘ne değişti?’ derim ki ”hiç..Yine alışamadım ,yine sevemedim ,yine de sevmeyeceğim bilesiniz…”

Ben her ne an size biraz muhabbet dolsam,yağmur gibi aşk nameleri dökülür her bir kelimemden…Bilmem ki bir gül gibi solmakta mısınız,ya da bir baharda yeniden tomurcuklanmakta mısınız?Nasıldır cennetin üzüm bağları,mavi ırmakları?

Ey,yıldızdan parlak ışık…Aşk ile başı dönmüş Sultan’ım…

Bilmem ki oralarda nasılsınız?
İyi misiniz?

***

Ben bu dünyada yüreğinize Allah’ın verdiği engin gönülden akan sevgi nehirlerinin suyu ile beslediğim erguvan rengi aşklar damlattım.Siz her ne gün ilahi nûr’un ışığına dönüştünüz,benim dünya’m,ışık nedir bilmez oldu..Bilirim ki cennettesiniz Oralarda beni bilmekte misiniz,görmekte misiniz…Geçen her günüm size kavuşmak için gittiğim yolun azalması gibi.Öyle yavaş geçiyor ki zaman…Ben her ne vakit size biraz muhabbet dolsam bir yangın dökülür dudaklarımdan.O ateşi almak,söndürmek istesem kan dökülür,can dökülür dudaklarımdan.Her bir yanım yangın yeri,her bir yanım mahşer yeri olur !Ben her ne an günlük meşgalemizle sizi unutmak içerisinde olsam,içimde garip bir utanç olur..Sanki beni izlersiniz,sanki beni bilirsiniz..İçli sözleriniz ile sitemler edersiniz,cehennemdeyim dersiniz de sözleriniz, yay olur,ok olur ..Hiç mi vicdan tutmadı bir elinden ey alem !Aşk aşk diye,ben de hâl kalmamıştır…

Bir engin deniz gönlünüze aşıktı ki, hayata kalmadı bir demlik takât,o gül bir bülbül sesine aşıktı ki,kalmadı dalında bir yapraklık hayat.Ben her ne zaman size bir muhabbet doldum,dilsiz sesi duydum,,günler yıllar oldu,yıllar binyıllar,sonsuz yıllar oldu..Ben her ne gün sizi ılık bir erguvan akşamında gördüm..Tüm zamanlar bir tek o an oldu….

Sultan’ım …
Nasılsınız?
İyi misiniz?
Bensiz cennetlerde muhabbette misiniz?