SIRTLANLAR

Sırtlanlar her yerde. Her sırtlan aşk ilişkisi yaşamıyor. Geçenlerde şu cümleleri ettim. ” demek bekar da olsam daha neler göreceğim şu halde satıcı olarak kadınlı erkekli tırtık peşindeler ,yalnız bir kadın olsam farklı yöntemlerle musallat olmaya da kalkarlardı vay bu kadınların haline… ”

Tamam biraz karşılıklı kahve içiyoruz gibi oluyor ama bu sırtlanların verdikleri zararlar damlaya damlaya göl olmuştur…

Şu ana kadar medyada gördüğüm en büyük tırtık olayı ise Vatan Şaşmaz’ın Filiz Aker’e attığı tırtıktı..Toplamda değil tek seferde milyonları kaldıran tırtıkçılar var.

Kendim çok tırtıkçı gördüm.Sanat hayatımda da müşteri olarak görüldüğüm için fazla geçmez bir tırtıkçı sahne alır…

Bana atılan son tırtıklardan birisi de son derece garipti..Hoca bana önerildi. Fakat hocada bir gariplik vardı.Ben de son derece rahatsız hissetmeme rağmen bir süre izledim polemiğe girmedim ancak iş paralarını aldığı iş karşılığında tuhaf tuhaf baştan savma,kesik yırtık,doğru dürüst zemini bile olmayan yazıların elime gelmesine kadar varınca konuyu artık net bir şekilde öneren hocaya iletmek zorunda kaldım… Fazla para kaptırmadım.Bence yaptığı suçtur. İşi için istediği paraların üzerinde yırtık kesik yoktu…

Bu yaşadığım olaylardan sadece birisi.. Sanata saygı ,sanatçıya saygı ,emeğe saygı, din,iman ,ahlak diye ortalarda dolaşan bu insanların bir çoğunun mutfakta gerçek yüzünü görmek imkanı elde etmiş birisi olarak diyebilirim ki bu insanlar gerçekten böyle birisini gördükleri zaman ya tırtıklamaya kalkıyorlar ya da fazla ileri gidemeyeceklerini anlayınca çevrelerinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar..Kendileri ne sanatçıdır ne kendi sanatına ne benim kazanırken verdiğim emeğe saygı duymuştur ..Sanki ödediğim ücretleri yollarda topluyor muşum gibi hareket etmiştir…Hoca olarak da yol kesici eşkıyaya daha çok benzemektedirler…Zaten bu kişiliklerle başka türlü hocalık düzeyine yükselebilmeleri mümkün değildir..Uzmanlık alanları cambazlık olmalıdır… Bu gibi hocalar sırtlan hocadır.. Savundukları değerlerin hiç birisi ile uyuşmadıkları konusunda hiç bir endişem yoktur… Boş laf dinlemiyorum ”parayı peşin vermeseydin de ”… Neden… Parasını peşin ödediğim için olmadı..Kendisi bu seviyeye layık olmayan bir insan olarak ”hocayım ” diye ortada dolaştığı için oldu..Yapmasını istediğim işi yapması için ücretini ödedim..Ne demek ”parayı peşin ödersen ”…. Ne zaman öder isem ödeyim işini doğru yapmak zorundadır… Yenisini öneren hoca istediği halde karşılık alamadı… Bu insanlar neyin cambazlığında.. Suç arkadaşım yaptığı doğru değildir.. Ben oturup peşin mi ödedin ,sonra mı ödedin derdinde değilim… Parayı sonra alınca bunu yapması da ayrıca oyuncu olduğunu gösterir…Ne demek parayı alamam korkusu ile sağlam iş yapmak… Nasıl bir yozlaşma bu…Bu değişim filan değil… Değişime hazır olun..Buna mı hazır olacağız… Bize çocukken yabancılara yaklaşma filan derlerdi..Bunlar hep vardı artık ne yol verdi ise ortaya saçıldılar normalleşmişler..Bana ”parayı peşin ödersen ” dediklerine göre…Demek bunların çoğunda bir tuhaflık var… Gidip denek olsunlar.. iki grup ayrıldı birine ödül vaadedildi bir grubun kafasına vuruldu gibi deneylerde gönüllü olsunlar…

Ben böyle insanlar tarafından mağdur edilmiş insanlara ”ama sende böyle ” diyerek daha da üzmek istemiyorum… Yaptıklarını suç kapsamında değerlendiriyorum..Karşılarındaki insan zaten iyi bir insan olduğu için mağdurdur..İnsanlar sever,güvenir,adil davranır,duygusal davranır,iyilik yapar,saygı gösterir,aşık olur…Karşılığı bu olmamalı…

İyilik bu tür insanın şeytanıdır…

…NARSİZM TAVAN YAPMIŞ ON KİŞİDEN BİRİSİ YAŞAM KOÇU OLMUŞ…

Bu durumu kolay ulaşılır olması ve artık bir sektöre de dönüşmesi sebebi ile ”ebru sanatı” na başladığım zaman da gördüm…

”Emin olun daha çok çabalayanları, daha çalışkan olanları, daha dürüst ,iyi kalpli, iyi niyetli ,yetenekli olanları var. Ancak digerlerini etkileyecek olanlar ,insanın gelişmişinden ziyade, gelişmemişinden seçiliyor… Baştan aşağı gelişim ve başarıdan bahseden ancak çürük bir yapı oluşturmuş geri insanlar yığını. Herhangi bir hiyerarşik sınıflandırma yapamıyorum en alttaki en üsttekini geçene kadar en değersiz uygulamaları yapmaktan çekinmeyecektir. Hepsi birbirinden geri ve değersiz.. En üsttekinin en iri taneli nar dediğine aslında nar bile denemez. Daha güzel bir dünya var. ”

”Kendisi hoca olamamış,edeblenememiş,gelişememiş olan insanların digerlerini geliştirmek gibi bir misyonun altında yatan sebebin narsistik bir temele dayandığını her zaman fark ettim. Elbette bunu rasyonalize edebilecek bahanelere sahipler idi. Ahlaksız ve değersiz bir yarışın içerisine gireceğimi fark ettiğim her alanı terk ettim.”

”Psikoloji okur iken tezimi NLP üzerine verdim.Tezim teorik bilgilerden oluşan bir yığındı.Gerçek hayatta ise gerek eğitmenlerde gerek ise uygulayıcılarında gözlemlediklerim, beni konuya daha hassas bir biçimde yaklaşmaya ve insanları olası narsizme karşı uyarmaya yöneltti.”

”Bugün en iyi gelişimin ,gelişimcilerin yönlendirmelerinden uzak durmak olduğunu söyleyebilecek kadar veri elde ettim..”

”Çocuk yaşlarımdan beri aldığım tüm eğitim ve öğretimi unuttuğumda ne kaldığına baktığımda sahte hocaların bize öğretmeye çalıştığı ama kendilerinde olmayan edebden fazlasını görüyorum.Bu bile ötekileştirilmeme yetti…”

”İşyerlerinde ”gidene ne olduğunu merak etmemek ,aksi halde işten çıkarılmak ” telkin ediliyor.. İnsanlar alacakları maaş ve şirket başarısı için değerlerini silmeye yönlendiriliyor. Başarı bu değil… Dolayısı ile grup başarısı dediğimiz ,teker teker değerleri silinip vicdanları körelmek zorunda bırakılmış ya da zaten bu nitelikleri hiç olmayan bir çok biyolojik robotun bir araya gelerek oluşturduğu sahte bir görüntü. Değişim ve gelişim daha sağlıklı olmalı. Yolun sonunda geriye bir bakın.. Gerçekten en iyi ve en başarılı mısınız… Ya da bu umurunuzda mı ?”

Psikiyatr Uğur Zeren’e göre;

Son yıllarda kendi mesleklerinden sıkılan, kariyerlerine başka yolda devam etmek isteyen kişilerin önemli bir bölümü psikolojiyi kendilerine iş olarak seçtiler. Psikoloji görüntüsü arkasında. Sahte bir disiplin ve sahte bir bilim doğdu.

Hangi sosyal topluluğa girseniz, bir masaya otursanız sekiz, on kişiden en az biri kişisel gelişimci veya yaşam koçu çıkıyor. Kendi hayatlarında zorluk çeken insanların, bir bölümü başka insanların hayatlarını düzenlemek gibi bir misyon yüklendiler. Maalesef çok fazla tekrarlandığı içinde hiç sorgulanmadan doğru kabul edilen, bir takım sloganlar çıktı. “Başarmak için çok istemek lazım, En büyük yolculuklar ilk adımla başlar, Cesaret edeceksin, isteyeceksin, Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez, Yeterince denersen istediğine ulaşabilirsin” gibi.

Acar Baltaş’tan duyduğum ve çok hoşuma giden bir söz var. “En tehlikeli yalan içine doğru karışmış yalandır” der Acar Hoca. Tabi başaranların hepsi isteyenlerin arasından çıkar. Ama isteyenlerin çok azı başarılı olur. O başarılı kahramanlara özendirmek insanları hayallerle avutmaktır. Bir sınavı veya bir yarışı kazanana, bir yeteneğin gelebileceği en üst seviyeye gelebilen kaç kişi var. Diğer çabalayanlar? Kendi özelliklerini abartarak yaşamayı özendiren bu sahte disiplinler hem narsisizmi hem de sonuç olarak depresyonu arttırmaktadır.

…GELİYORUZ SOLDAN SOLDAN …

..Geliyoruz soldan soldan..2 /13 Ekim 2012

Evet sevgili izleyicilerimiz kısa reklam arasından sonra tekrar sizler ile birlikteyiz.Televizyonlarını yeni açan izleyicilerimiz için kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum.Konumuz ”nedir bu solakların çektikleri ve Kova Burçları ” .Konuğumuz ise bu ana başlık altında ”ikisi bir arada” tabir edilen türden yani hem  bir solak ve hem de bir Kova Burcu…İlk bölümü izleyenler ise , tiwitırttan bir çok mesaj çektiler haklı olarak.Biz de burada bayağı bir gülüştük efendim bu sizlere bizim bir 13 Ekim şakamızdı.Sizlerin engin hoşgörüsüne sığınarak programımıza böyle küçük bir şakalaşma ile başlamak istedik.

Twittırt mesajlarımızdan birkaçını burada sizinle paylaşmak isiyorum.

Kargabokyemektenvazgeçermi rumuzlu tiwittırt izleyicimiz şöyle yazmış:

”Bok yemekten vazgeçiyorum.Bağımlılık kötüdür.”

Rumuz kuantum böbrek :

”Altıma işedim  iyi mi.”

Rumuz kedi :

”hav hav”

Bir başka izleyicimiz yine olanlardan birşey anlayamadığını yazmış.

Bir başkası konuğumuzun derhal programdan uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmiş.Bunun yanında bir çok doktor önerisi mevcut ve mahkeme kısmının doğru olup olmadığını soruyorlar.

Bunun yanında bütün kova ve solaklar ” helal solakdaşıma solak ırkı sağolsun,biz hiçbirisini tanımayız hepsinin üzerinde bir ideolojiyiz,Tanrı’nın yeryüzündeki ideolojisi var ise onlar da bizleriz,solağa hakaret Sol Tanrı’ya hakarettir ,yer sol gök sol ,dünya solak olsun” gibisinden  tiwittırtlar yollamışlar..Hedef soldanmış..

Yurtdışından da tiwittırt kullanıcılarımız size kovalardan ve solaklardan sevgi mesajları yollamışlar..Solak ve Kova dehaların isimlerini sayanlar da var..

Ancak az önce de ifade ettiğim gibi sevgili seyirciler az önce stüdyomuzda olanlar,sizler için hazırladığımız bir on üç Ekim şakası idi..Bu kısa açıklamayı yaptıktan sonra  normal yayın akışımıza geri dönüyoruz ve solaklık ve Kova Burcu hakkındaki sohbetimize başlıyoruz.Evet  Sayın Amazonik öncelik ile burçlar hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

-Elbette .Ancak öncelik ile ben de izleyicilerimize ”az önce verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı kusura bakmasınlar ” demek istemiyorum..  İsterler ise bakadabilirler değil mi ?  Özgürlük var..

-Öhümm..

-Peki peki..Burçlar hakkında pek iyi şeyler düşündüğümü söyleyemeyeceğim.Yani aslında Kova harici burçlar ve sağlak ideolojisi hakkında iyi şeyler düşündüğümü söyleyemeyeceğim.Sağlaklık çoğunluğun faşizmine dönüşmüş durumda ve bizler bu duruma bir ”dur” demek gerektiğini düşünüyoruz.Aslında bizim ile  yani Kova burçları ile iyi geçinmeleri gerektiğinin farkında olan burç yorumcularımızın bizleri ”devrimci,dahi,sevilesi” olarak yorumlamaları dahi biz Kovaların  bir yıldız tarafından idare edildiğimiz varsayımını kabul etmemiz gerektiğine inandıramıyor.Kova burcuna rüşvet mahiyetinde bir çok methiyeler düzüyorlar çünkü ne yaptıklarının onlarda farkındalar.Bindikleri dalı kesiyor olmamak için tanımladıkları kova tipi ile çok iyi geçinmeleri gerektiğini biliyorlar…Solaklığa sonra edeceğim…Kendileri bizleri Zodyak’ın devrimcisi olarak tanımlamışlar.Ve Kova burcunun bu özelliğinin onların başına ne işler açabileceğinin farkındalar bu neden ile biz Kovalar ile arayı iyi tutmak arayışı içerisindeler ancak biz diger arkadaşlarımızı da gerçekten özgür ve devrimci olmaya ve yanımıza davet ediyoruz…Kova bir burç değildir,bir yaşam biçimidir..Yaşam şeklidir…

-Peki bu bir ironi değil mi Sayın Amazonik.

-Değil Sevgili Rana. Kova  devrimcilik,insanlık  ve deha ile ilişkilendiriliyor ise bizim ile birlikte olan bütün devrimci, kendisini insanlık ideallerine adayan ve kendisinde barındırdığı dehanın farkında olan arkadaşlarımızı Kova olarak sayıyor ve yanımıza bekliyor oluşumuza kimse bir şey diyemeyecektir..Eğer Kova’nın tanımı bu ise  bir kova asla günlük burç yorumları  ve kendisini idare eden yıldızların ne söylediğini dinlemeyecektir..O yıldızlar ile aradaki zincirleri koparabilmek için mücadele verecektir..Eğer böyle bir gerçek var ise bize kendilerini devirmek yetkisini verenler bizzat kendileridir ve şimdi de bundan şikayet etmek hakları  yoktur..Kova  bilinci taşıyan bir insana  yakışanın ne olduğunu kendileri tanımlamışlardır. …Bizi  idare eden bir yıldız var ise bu yıldız bizi idare etmemek ve özgür ve devrimci bırakmak için vardır..Kendisini yönetecek yıldız aramayan her arkadaşımızı Kova sayar yanımıza bekleriz.Aslında bizim yaptığımız kolay bir iş değildir.

-Peki sizler için Narsist diyorlar .Şu söylediklerinize bakacak olur isek sizce biraz haklılar mıdır?

-Birincisi eğer bizi idare eden bir yıldız var ise ve bu yıldızda bize narsist olmamızı kodlamış ise bize olumsuz özellik olarak narsistliği yakıştırmak hakları yoktur ve olamaz.Bunu yapmaları şunu ifade etmektedir.”O derece kendilerindeki dehanın farkındadırlar ve bunu bilirler ki ..”..Bunun diger burçlar için ne manaya geldiğini umarım tahmin edersiniz..Ancak bizim yıldızımız bize narsizmi devirecek hürriyeti de vermiş demektir.Yani bizim hiç bir yıldız ile bir alakamız yoktur..Eğer inandıkları gibi insanlık adına birşeylar yapıyor isek ve yapacak isek ilk yapacağımız iş Nobel Ödüllü birçok bilim insanının altına imzasını bastığı bildirgeyi imzalamak olur ki bu bildirge burçların hiçbir şekilde bilimsel olmadığını anlatmaktadır..İnsan aklını zorlayan para hesaplarının döndüğü burç piyasası ile biz kovaların bir ilişkisi yoktur ve olamaz.Eğer bir Kova çok zeki ise ve insanlık için birşeyler yapmak ideali ile yüklü ise yapacağı ilk iş hayatlarını düzenlemeye çalışan,onların geleceklerini okumaya çalışan insanların kendilerini idare etmelerinden kurtulmaları olmalarıdır..Bu anlattıkları gerçek ise bu burcun tabiatına aykırı..Lütfen diger burçlarla ilgilensinler.

-Alacağınız tepkiler olabilir.

-Olsun bize ne ?! Bu sizlerin verdiği tepkiye bağlıdır.Verdiğiniz tepki hiçbirşeyi ispat etmediği sürece sadece zarar verir.Kendi özgürlüğünü kısıtlayan bir tepki olabilir mi ?Tepki isyan olmalıdır.İsyan gerçeğe edilmez.İsyan yanlışlara edilir.Tepkiyi biz veriyoruz.Bizim verdiğimiz tepki gerçektir.Şimdi  uzman bir burç yorumcusu ”işte Kova budur !” diyebilir ancak artık bizden birşey bekleyemeyecektir.Bir şekilde bizi Kova olarak tanımlamışlar ve bizde Kova haklarımızı korumak zorundayız.Dolayısı ile bizi yöneten bir yıldız yoktur.Biz özgürüz ve öyle de kalacağız..Bütün arkadaşlarımızı yanımıza bekliyoruz.Burç yorumcularının tanımladığı Kova kendilerini çürütmektedir.Onlar ile her türlü  çatışma halindeyiz..

-Pekiyi diger burçlar hakkında ne düşünüyorsunuz Sayın Amazonik.

-Burç yorumcularının tanımladığı diger burçlar demek istediniz sanırım.

-Eh evet öyle diyelim  çok önemli ise..

-Evet çok önemli.Birincisi biz yıldızların idaresi ile mi bu tabiattayız yoksa kendimizi bize çizilen sınırlara uydurmaya mı çalışıyoruz asıl can alıcı nokta burasıdır.Örneğin  biz bir araştırma yaptık.Gönüllü arkadaşlarımıza  bir deney yaptığımızı  söylemedik.Eğitim ismi adı altında topladığımız arkadaşlarımızla bir tür deneysel çalışma  yaptık.Onlara eğitim verir iken, burçlar hakkında kısa kısa bilgiler verdik .Bütün burçların olumlu özelliklerini kendilerine öğrettik…Örneğin kovaların çok zeki olduğunu anlattık,dahilerin burcu olduğunu söyledik.Terazinin ise en güzel burç olduğunu ,aslanın sahneler için yaratıldığını ,güneş olduğunu kısacası bütün burçların fevkalade özelliklerini kendilerine anlattık…Onları bir ay boyunca inceledik.Bir  ay geçtiğinde hepsi o güne kadar farkında olmadıkları burç özelliklerine nerede ise birebir benzerlik gösteren davranışlar sergilemeye başladılar.Örneğin aslan burcu arkadaşımızın giydiği kıyafetlerde güneş sembolleri dikkat çekici idiler,güneş figürlü kolyeler ve  duruşlarında aslansı bir duruş tespit ettik.Terazi burcu arkadaşımızın  makyaj reyonlarında geçirdiği vakitler arttı..Aslında bakım ile uzaktan yakından alakası yoktu ama çok bakımlı oldu..Başak  burcu arkadaşımız çok titiz olmalıydı ve ellerini yıkama hastalığına tutuldu..Kova ise hepsinin dışında olduğunu öğrendi..Onu kaybettik..Her kelimesinde bir icad yapmaya başladı..Kısacası çok ilginç veriler elde ettik..Şu an bu yöntem ile  yeni bir alternatif yaşam enerjisi programının ilkeleri üzerinde çalışıyoruz..İkincisi ise en güzel her zaman kişinin kendi burcudur.Şu an kendilerini bulduklarını  düşünüyorlar.

-Hmm ee çok ilginç efendim evet şimdi sorumuzu unutmadan diger burçlar hakkında ne düşünüyorsunuz..

-Geleceğim..Biz elbette ki  yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Kova’yı ”zincirlerinden,yıldızlarından kurtulmuş bağımsız birey ”  olarak tanımlıyoruz.Yani o aslında bir burç değildir.Burçların sarmalında  kıvranan kovalar dahil hepsini yanımıza bekliyoruz.Mutlak kova ideolojisi biziz değerli Rana..Kova bir bilinçtir.Kova olduğu söylenen arkadaşlarımın bile zekalarının yıldızları tarafından idare edilmesine bile razı olacak bir hale geldiğimi itiraf etmeliyim.Kendilerine addedildiği söylenen  özelliklerin bile farkında değiller.Örneğin günlük burç okuyan bir Kova görmek utanç verici.Şimdi diler iseniz  yanımda konu hakkında bilim insanlarının görüşlerini içeren  belgeler getirdim size onlardan bir bölümü okuyayım başlangıç olarak ….Daha sonra günlük burç yorumları hakkında birkaç yorumum olacak..

-Anladım sevgili Amazonik ancak önce kısa bir reklam aramız var daha sonra devam edelim ister iseniz..Vaktimiz çok sabaha kadar buradayız..Evet  sevgili izleyicilerimiz  kısa bir aradan sonra sizler ile yeniden birlikteyiz..Bizden ayrılmayın..

…KABUL EDİLEN DOĞRULUĞU İSPATLANAN TEZE GÖRE…

28/06/2011 yılında kabul edilen teze göre ,

…Astrolojik kişilik ve Örgütsel Bağlılık arasındaki ilişki…

Hava grubuna (İKİZLER,KOVA,TERAZİ ) giren çalışanların her üç bağlılık düzeyi de düşüktür /KABUL

Günümüz örgütlerinin etkinlik ve verimliliğinde rol alan unsurların başında insan faktörü yer almaktadır. Örgütün amaçlarına ulaşmasında etkin bir role sahip olan insana duyulan ihtiyaç, teşkilatlanma faaliyetleri sonucunda tespit edilen görev ve sorumlulukların yürütülmesi gerekliliğinden doğmaktadır.

  • Örgütlerdeki birbirinden farklı iş ve pozisyonlar, birbirine göre değişik nitelik, yetenek ve kişilik özellikleri gerektirmektedir. Bu durum ise örgütlerde, işe uygun ve nitelikli insanların istihdam edilmesi zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.
  • Çalışan ile iş arasındaki uyumun sağlanabilmesi için hem bireyin yeteneklerinin hem de bireyin kişilik yapısının çalıştığı işe uygun olması gerekmektedir. Bu zorunluluk, örgüt içi eğitim faaliyetleri ile kısmen giderilebilmekle beraber, etkin bir personel seçim sürecini de içermektedir. Bu seçim yapılırken günümüzde gerek kamu gerekse özel sektörde kurumsallaşmış şirketler sadece insan kaynakları bölümünde bulunan kendi personellerinden faydalanmakla kalmayıp ÇOK BÜYÜK MEBLAĞLAR ÖDEYEREK bir takım testlerle kişilik analizi yapan özel şirketlerden destek almaktadırlar.

* Her şeyin bir bedeli olduğu gibi bunun da bir bedeli vardır ve bu tespitler için kazançlarının, kar paylarının büyük bir kısmının bu hizmeti alanlarca o şirketlere bırakılması gerekmektedir.ÇALIŞMAMIZDA İLERİ SÜRDÜĞÜMÜZ TEZİN DE DOĞRULANMASI İLE bütün bu zaman, emek, kazanç kayıplarının örgütler tarafından aslında boşa yapıldığı, bunun yerine insan kaynakları departmanı çalışanlarına astroloji bilgisinin verilmesi veya astroloji eğitimi aldırılmasıyla çok daha basit ve maliyetsiz bir şekilde olacağı meydana çıkmıştır. Bu şekilde davranan örgütler sadece işe alım sırasında o işe uygun en uygun kişiyi seçmekle kalmayıp, örgüt içindeki mevcut personelin kişilikleriyle örtüşen uygun pozisyonlara getirilmesiyle olanın çok daha üzerinde verim elde edebileceklerdir. Bu verimi örgütsel bağlılık yoluyla elde etmeyi isteyen örgütlerin işe alım esnasında SU GRUBU VE TOPRAK GRUBU burçlarına sahip kişileri işe almasıyla bu amaçlarına rahatlıkla ulaşabilecekler, aldıkları yengeç, balık, akrep, boğa, oğlak, başak burçları personel uzun yıllar örgütlerine sadık ve sorumluluklarının bilincinde olarak işlerine devam edeceklerdir.

Bu çalışmada kişilik ve örgütsel bağlılık kavramlarının astrolojik kişilik ile ilgili olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan anket sonuçları doğrultusunda şu sonuçlara varılmıştır;

  • Burçlarla kişilik özellikler arasında ilişki bulunmaktadır. Su grubunu oluşturan yengeç, akrep ve balık burcundan olan çalışanlar ağırlıklı olarak duygusal bağlılık göstermektedirler. Toprak grubuna giren boğa, başak ve oğlak burçlu çalışanların daha fazla devamlılık bağlılığı göstermektedirler. Hava grubuna giren ve İKİZLER TERAZİ ve KOVA burcundan olan çalışanlar örgütlerine yönelik bir bağlılık göstermemektedirler.

TÜM KOVALAR İŞGAL HAREKETLERİNE KARŞI DİRENİŞE DAVET EDİLDİ.

Merhaba herkese;
21 Aralık 2020’de Jüpiter ve Satürn Kova burcunda bir araya gelerek, 200 yıllık Kova çağını başlatacaklar.

Öncelikli olarak teknoloji ve dijital dönemin altın çağı başlayacak adeta. Yapay zekalar, androidler, transhumanlar,.. Ekonomi, sağlık, kültür, eğitim, seyahat, cinsel yaşam aklınıza gelebilecek her türlü alanda büyük bir dijital devrim dönemi başlıyor. Başlayacak olan Kova çağının fragmanını aslında biz Mart ile Haziran arasında ufak ufak gördük. Örneğin Amerika’da siyah George Floyd’un beyaz bir polis tarafından öldürülmesi ülkede protestolara neden oldu ve gösteriler sadece Amerika ile sınırlı kalmadı. Londra, Amsterdam gibi diğer ülkelere de yayıldı. İşte bu Kova çağının aslında küçük bir fragmanı idi. Zira Kova burcu demek, insan hakları, özgürlük demektir. Kova burcu, insanların farklılıkları yüzünden ötekileştirmeden aksine bu farkların toplumun rengi olduğunu kabul etmek demektir. Kova demek, ileri teknoloji demektir, gen demektir, yapay zeka demektir…

İşte tam da bu Kova çağı ile birlikte hükümetlere karşı toplu protestolara ve hatta devrimlere sebep olabilir. Bu etkileşimden ötürü halk arasında büyük huzursuzluklar cereyan edebilir nihayetinde liderler ya yasalarda istenen veya artık işlemeyen yasa ve anlayışlardaki değişiklikleri kabul eder ya da oylama sonucu veya cebren görevlerinden alınabilir.

İşte tam da bu Kova çağı ile birlikte hükümetlere karşı toplu protestolara ve hatta devrimlere sebep olabilir. Bu etkileşimden ötürü halk arasında büyük huzursuzluklar cereyan edebilir nihayetinde liderler ya yasalarda istenen veya artık işlemeyen yasa ve anlayışlardaki değişiklikleri kabul eder ya da oylama sonucu veya cebren görevlerinden alınabilir. Ya da liderler koltuklarını bu protestolar sonucu kaybederler. Jüpiter ve Satürn kavuşumları sosyopolitik meselelere yön verir ve her döngünün sonunda da işler eskisi gibi yürümemeye başlar. Bunun sonucunda da toplumda bir dönüşüm arzusu başlar. Kova çağı bilgi ve data çağıdır. Bu başlayan yeni döngü ile maddi dünyanın hırslarının yerini daha çok bilmek, öğrenmek ve veriyi toplamak alacaktır. Artık parayı elinde tutan değil, veriyi elinde tutanlar güçlü olacak. Bilhassa özgün ve yenilikçi fikirlere değer verilecektir.

Kova burcu herkesin sistem içinde eşit olduğu bir düzenden bahseder. Ve biz bunu tüm dünyada deneyimlemeye başlayacağız. Daha sosyal bir dünya düzeni, ya da daha sosyalist bir dünya düzeni. Zira kapitalist sistem, paraya dayalı sistemlerin artık çöktüğünü görmeye başlayacağız. Her türlü kaynak ve gelirlerin daha eşit bir şekilde paylaşılmaya başlanması gerektiği ihtiyacı ortaya çıkacak. Çünkü kaynaklarımız da hızla tükeniyor. 2021 senesinin ana teması “beslenme ve beslenememe” konusu olabilir. Kıtlık, tarım ürünlerinin veriminin düşmesi, toprak verimliliğinin kaybetmesi riski ile karşı karşıya kalabiliriz. 2021 itibari ile tarım ve toprak çok değerli olacak. Tarım yapabilen ülkelerin artık acilen topraklarını daha verimli bir hale getirmenin planlarını yapması gerek. Beslenme demişken, Kova çağı ile beraber beslenme şekillerimizde de devrimler peşi sıra gelmeye başlayacaktır. Alıştığımız birçok et ve tahıl orijinal ürünleri yerine belki de laboratuvar ortamında -miş gibi ürünler ortaya çıkabilir. Et-miş gibi, balık-mış gibi, buğday-mış gibi…

İnsan, makine, yapay zeka arasında güçlü bir bağın olacağı çok enteresan bir çağa doğru ilerliyoruz. Zihnimizde yer alan bilgilerin makinelere ve yapay zekalara aktarılması, öldükten sonra bile belki de bir android versiyonumuzun teknolojik olarak var olması gibi bir takım teknolojiler ile karşılaşacağız.

İnsan, makine, yapay zeka arasında güçlü bir bağın olacağı çok enteresan bir çağa doğru ilerliyoruz. Zihnimizde yer alan bilgilerin makinelere ve yapay zekalara aktarılması, öldükten sonra bile belki de bir android versiyonumuzun teknolojik olarak var olması gibi bir takım teknolojiler ile karşılaşacağız. Adeta ‘Black Mirror’ dizisi içindeymiş gibi yaşayacağımız bir çağ aslında. Tabii Kova burcu uzay demek, bu çağa giriş ile birlikte artık uzay çağına da giriş yapıyoruz. Elon amca boşuna yatırımı uzaya yapmıyor! Uzayda yaşamın adımları atılmaya başlanacak, ufak ufak koloniler kurulacak, çok değil bir 15-20 sene içinde uzaya seyahat etmek Kadıköy’den Taksim’e seyahat etmek gibi olacak. Çok önemli bir sürece giriyoruz aslında ve bilincimizi bu döneme hazırlamamız gerekiyor. Gerçi bilincimizi, bilinçli hazırlamasak bile merak etmeyin bunu da çipler ile halledecekler, ki zaten bu küresel pandemiye yol açan Covid-19 da boşuna çıkmadı. Tamamen bu sürece hız kazandırmak için büyük bir oyunun ufak bir hamlesiydi aslında. Çipleri olan insanlar dünyasına doğru gideceğiz hızla ki buna karşı çıkan ve isyan eden insanlar da olacak ve bu da başka bir kaos nedeni olacak. Ama bir yerde özgür seyahat etmek, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için bu çiplere ihtiyacımız olacak. Boşuna demiyoruz yeni dünya düzeni diye. Gerçekten A’dan Z’ye yeni bir dünya hatta başka gezegenlere yolculuğu da hesaba katarsak yeni dünyalar düzenine doğru yol alıyoruz.

Kova çağından sağlık sektörü de nasibini alacak, dijitalleşen ve yapay zekaların öncelikli olduğu bir sağlık sektörü düşünün. Sizi muayene edenlerin artık insan doktor değil, yapay zekaya sahip android doktorların olduğu bir sağlık sistemi…

Kova çağından sağlık sektörü de nasibini alacak, dijitalleşen ve yapay zekaların öncelikli olduğu bir sağlık sektörü düşünün. Sizi muayene edenlerin artık insan doktor değil, yapay zekaya sahip android doktorların olduğu bir sağlık sistemi… İnanın bunlar fantezi ya da hayal gücü değil, hepsi bu yeni düzenin içinde karşılaşacağımız durumlar. Kova çağında insanın insan olduğu için değerli olduğu bir düzen ve sistemden bahsederken, cinsiyet eşitliğinden ve değişen cinsel yaklaşımlardan da bahsetmesek olmaz. Hem artık insanların yönelimleri ve cinselliği yaşama şekillerinden dolayı dışlanmayacakları, ötekileşmeyeceği bir düzen geliyor. Diğer yandan yeni cinsiyet şekilleri de olacak. İnsanların makinelerle, yapay zekalarla ilişki kurmaları, cinsiyet kimliği belirgin olmayan insan modelleri. Ve elbette dijitalleşen bu dünyada ekonomi de nasibini alacak. Dönem kripto paraların dönemi olacak, belki de tüm dünyada ortak piyasada kullanılacak olan bir takım yeni kripto para birimleri ortaya çıkacak.

Kova çağı ile birlikte, Avrupa Birliği de artık iyice dağılmaya ve parçalanmaya başlayacaktır. AB’nin yıkılmasını da göreceğiz. Aynı şekilde gireceğimiz bu Kova çağı ile birlikte, ABD’nin git gide gücünü kaybetmesi, eyaletlerin bağımsızlıklarını iyiden iyiye ilan etmesi, ABD’nin ekonomik gücünü ciddi ölçüde kaybediyor oluşunu göreceğiz. Yeni dünya düzeninin lideri artık ABD olmayacak. Çin, Japonya, Rusya ve Hindistan yeni dünya düzeninin lider ülkeleri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni dünya düzeninde savaşların teması da artık petrol veya toprak olmaktan çıkıp su ve data olacak. Su ve data savaşları bekliyor dünyayı. Dijital büyük veri savaşları… Ülkelerin toprak güvenliğinden çok artık ülkeler dijital olarak da varlıklarını korumak zorunda kalacaklar. Dijital güvenlik meselesi dünyanın en önemli konuları arasında ilk ikide yer alacak.

Sevgiler…
Dinçer Güner

URANÜS VE JÜPİTER KOVA BURCUNDA BİRLEŞİYOR MUHTEŞEM KAVUŞMA

Jüpiter ve Uranusün Kova burcunda birleşmesi büyük bir heyecan yarattı.Çağlarına girilen Kovalar uzmanları olabilecekler konusunda uyardı.Her zaman uzmanların sözüne inanmayı yeğleyen sıradan insanlar bu sefer kovaların ellerine düştü. Devrim haritalarını teker teker çizerek uzmanların ellerine tutuşturan kova burçları ,olabilecek tüm tehlikeleri birer birer anlatarak devrimi kendilerine bırakmaları gerektiğini, kendilerini işe almama önergesi verenleri çağlarına asla kabul edemeyeceklerini söyleyerek ”başka kapıya ” sloganı attı.

Devrimin d sinden anlamayanların doğal devrimcilerle karıştırılmaması gerektiğini ifade eden kovalar her zaman ayrı durmakta yarar gördüklerini ve sahte devrimcilerle karıştırılabilecek olmalarının kovalara büyük zarar vereceğini kendilerini ”gerçek kova bu değil ” derken hayal bile edemediklerini söyledi.. Kendileri bunları hayal edemez iken daha girmeden tuhaf hayallerin yazılmaya başlandığını ,daha çağa girmeden bile insanların başkalarının hayallerine göz diktiğini fark ettiklerini ,devrim adı altında inanılmaz bir dejenerasyon yaşanabileceği konusunda uzmanları uyaran Kovalar kendilerine tam güvenin şart olduğunu belirtti.. Kova devriminin halkın eline geçmesinin itibarlarını zedeleyeceğine ve kısa sürede ”dünya kova günü ” organizasyonları ile rüya gerçekleştiren organizatörler bile türeyebileceğini ifade eden kovalar ”onlar kovayı bilmiyor tanımıyor kova bu değil ”diyerek kendilerinden başkalarının yapacağı devrimlere itibar edilmemesi gerektiğini söyledi…Çağın ilk saatlerinde meydanları toplayan bir çok kova göz altına alındı. Gergin bekleyiş sürüyor…Bilindiği üzere işlere alınmaması önerilen kova burçlarına destek olmak için aynı tarihlerde doğan ama burçlara inanmayanlar bile yardıma koşmuştu..

Hezeran.com susturulamaz

SIRAYI ŞAŞIRMAMA SEMİNERİ

ALFA ERKEKLERE TUZAKLARA DÜŞMEME VE SIRAYI ŞAŞIRMAMA SEMİNERİ VERİLDİ.

Kadınlara kapalı olarak gerçekleştirilen seminere ülkenin dört bir yanından katılan muhtarlar uygulamadan çok memnun kaldıklarını belirtti..

Seminere katılanlara İngiltere Modeli örnek gösterilerek sıraya girmenin önemi ve sıra şaşırma durumunda yapılacaklar hakkında bilgi verildi.

Semineri veren Uzman ilişki Terapisti prof. dr.Salih Veremli ile hezeran.com muhabiri bir röportaj gerçekleştirdi.Beş yıldızlı otelde bir akşam yemeğinde gerçekleşen röportajda oldukça samimi açıklamalar yapan Salih Veremli’ye teşekkür ediyoruz.

*BÖYLE BİR SEMİNERİ VERMEK NEREDEN AKLINIZA GELDİ SAYIN VEREMLİ

-Şimdi biliyorsunuz ( gülüyor ) ülkemizde Alfa erkeğin önemi gittikçe artıyor.Alfa erkek bir kadının ideal ilişki yaşamak isteyebileceği erkeklerden…Bir kere bir alfa erkeğinin ” kadınların ne istediğini anlayamıyorum ” gibi sorunsalları yoktur. Kadını olmasa bile insanı anlar ve birlikte olmasını da ayrılmasını da iyi bilir. Bu da kendilerine olan talebin artmasındaki nedenlerden birisi.

BURADAN BAŞKA NEDENLERİ OLDUĞU SONUCUNU DA ÇIKARABİLİRİZ ÖYLE İSE

*Elbette başka nedenleri de var. İlişki koçlarının açıklamaları,kadınların da hayatlarında yaşadığı deneyimleri diger kadınları uyarmak niyeti ile paylaşmaları, kişisel gelişim başlığı altında oluşturulan paranoyalar,her gün izlediğimiz cinayet haberleri alfa erkeklerin değerlerinin yükselmesinde önemli etkenlerden diyebiliriz. Ancak bu da kendilerine bakmayan kadınlar arasında daha büyük bir soruna da kapı açtı…

NE GİBİ BİR SORUN

*Kadınlar zaten rekabetçi varlıklar. Terapi yaptığım yıllar boyunca öyle kadınlar ile karşılaştım ki birkaç psikolog, psikiyatrist , psikanalist organize olarak çalışmak zorunda kaldık. Bilinçaltına inebilmek ve davranış biçiminin sebebini tespit edebilmek bizim için bilimsel bir vaka örneğine dönüştü bazılarından elde edeceğimiz veriler ödeyecekleri ücretin dahi önüne geçti. Bu anlamda kendilerine minnettar olduğumuzu bile söyleyebilirim… Bir de talebe karşılık vermekte zorlanan alfa erkek kıtlığını düşündüğümüzde kadınların kendi aralarında pazardan pay alma yarışının olumsuz sonuçlarını rahatlıkla ön görebilirim.

*DAHA AÇIK İFADE EDECEK OLURSAK

-Örneğin geçenlerde üzücü bir olay yaşadık.Erkek tam bir alfa ve kültürümüze uygun olması vesilesi ile iyi niyetli bir yaklaşımda bulunmuş. (kültürümüz bunu destekleyecek nitelikte bu anlamda bir alfadan bahsedebiliriz ) İkinci eşini de aynı eve almaya kalkmış ancak sırayı şaşırınca ikinci eş kıskançlıktan öldürmüş. Zaten alfa sıkıntısı yaşıyoruz. Beş ya da on kadını daha birkaç katlı bir binada kendisine eş olarak verebileceğimizi umut ederken bir gün sıra şaşırınca öldü iki kadın açıkta kaldı. Yazık. İkinci kadın daha yaşlı ve en güzel dönemlerini yaşadığına ikna oldu ve de ikinci kadın ise hırsı ile birlikte öfkesi de tetiklenebiliyor. Zaten ikinci olarak geldi ise avantajlı olduğuna inanır iken ilk eşe duyulan ilgi aldatılmışlık hissi ile birleşebiliyor. Bir de hayatına önemli katkılar sunan bir kadın ise bir alfa tehlikeyi ön göremeyebilir.

*ÇOK SAMİMİ AÇIKLAMALAR AMA BUNLAR

*Buna benzer bir olayda eş sırayı şaşırmamıştı.Kadınların rekabetçi olduğunu söylemiştim. O güne kadar ilişkisini çok da önemsemeyen bir ilk eş cinsel eğitim seminerlerine katıldı, buna kıskançlık damarı ve mücadele azmi de eklenince kadın dişi bir kaplana dönüştü .Kocası ”cenneti yaşıyorum sanki ” demeye başladı yani ilk eş kocasını kaptırmamak için elinden geleni ardına koymadı sıra da kaymaya başladı tabii büyük sorunlar yaşanmıştı … Bir başka olayda ise alfamız zaten yıllarca ilk eşimleyim ne kadar anlayışsız günü geldiğinde baskı yapıyor diyerek kendi gazozuna ilaç atıp uyumuştu. İlk eş ise gece bir şey yapmadıklarını çünkü uyuduğunu söyleyerek diger geceyi de istemişti. Böyle bir sıra kayması durumu gerçekleşti.

*ÇOK İLGİNÇ BAŞKA ÖRNEKLER VAR MI

-Çok var elbette ama genel olarak alfalar ilk eşi uyutup digerinin odasına geçerler. Böyle vakalarla çok sık karşılaştık hatta ”işte hep böyle yorgun uyuyakalıyor beni suçluyor ” derler.

*SEMİNERLERİNİZDE ALFA ERKEKLERE ÖNERİLERİNİZ NELER ? BİRAZ PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ..

*Öncelik ile erkeğin alfa olması şartı var.. Onlara tehlikeli kadın tiplerini anlatıyorum. Birlikte olacakları kadınları iyi tanımaları için kendilerine ip uçları veriyorum. Öyleleri var ki alfaların canlarını kurtarabildikleri için şanslı olduklarını söyleyebiliriz. Çünkü bazı kadınlar gerçekten de büyük problemler ile birlikte bir seri katil gibi hareket edebiliyorlar. Çok iyi oynayıp istediklerini elde edebiliyorlar sonrasında sıra şaşırma lüksünüz olmayabiliyor. Böyle kadınların ne istediğini anlayan bir alfa erkek için dönülmez akşamın ufkundayız parçasını önerebiliriz.. Alfalar bu yoğun talep sebebi ile ciddi bir tehlike altında. Bunu alfa kadınların yaşadıklarına rahatlıkla benzetebiliriz.

İngiltere Modelinden örnekler veriyorum ve bunu eşlerine iyice anlatmalarını istiyorum.. Biliyorsunuz karne dönemlerinden kalma bir sıra düzeni vardır İngiliz İnsanının çok iyi sıraya girer ve sıra beklerler. Sıra düzeninin adil olmasının öneminden bahsediyorum. Yağmacılar bile sıra bekler İngilterede.2011 yılında yağma döneminde sıra bekleyen insanlar vardı. Tek kişi bile olsalar sıra oluştururlar. Sıra düzenini bozma ve baştan çıkarma girişimlerinin kadınların rekabetçi ortama sürüklenmesinden kaynakladığını düşünüyorum. Bu tuzaklara düşmemeleri ve can güvenliklerini tehlikeye atmamaları için alfa erkeklerine yol gösteriyorum. Çünkü alfa kıtlığı sebebi ile çok uzak olmayan bir zamanda daha fazla sıra kavgası çıkacağını düşünüyorum. Her kadın bir alfa ister ama alfa her kadını istemez. Alfaların erkek fahişelere dönüşme riski de var. Karne ile alfa dağıtılma ön görüm sebebi ile sıra kültürünün ülkemizde bir an önce yerleşmesi gerekiyor.

*SN DOKTOR VEREMLİ SAMİMİ RÖPORTAJINIZDAN DOLAYI SİZE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.BÜYÜK BİR TARTIŞMAYA SEBEBİYET VERECEK GİBİ GÖRÜNÜYOR BENİM KAŞIM GÖZÜM OYNAMAYA BAŞLADI BİLE ..

*Bu gerçeği kabullenmek zorundayız hanımefendi çok değil çok yakın bir zamanda alfa avına çıkmış tehlikeli kadınlarla daha çok karşılaşacağız. Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna.

BOŞANMA ORANI ARTTI

BOŞANMA ARTTI

Korkular saçıyorsun üstüme korkular…..

Boşanma oranları artan ülkeye, ailenin toplumun hücresi olduğu bilgisi verildi.Bilgide eksiklikler olduğunu ifade eden yetkililer, atomlar konusunda bilgi vermek üzere bilim kurulları ile işbirliği yapacaklarını ifade etti. Hücrelerin atomlardan oluştuğuna ve atomlardan ise atom bombası yapılabildiğine dikkat çeken bilim insanları, ülke insanlarını bomba yapımında kullanılabilecek atomlar hakkında bilgilendirmek için önemli bir bildirgenin altına imza attı ve üniversite gençliğini konu hakkında bilgilendirmek için şehir şehir dolaşmayı kabul etti.

Bunun yanında hücre cezalarının ve hücre yapılanmaları içerisindeki izolasyonun toplum ve birey üzerindeki olumsuz niteliklerine vurgu yapan ve kendilerine ” olmaya hücre cihanda ” sloganını şiar edinmiş direnişçi bir grup kolluk kuvvetleri tarafından göz altına alındı.

Çiftlerin, ikisinden biri ya da ailelerinden birisi ölmeden boşanmayı başarabilmelerinin ülkeleri adına oldukça önemli bir gelişme olduğundan bahseden psikologlar, bu önemli gelişme sebebi ile çiftleri kutladığını ifade etti.Boşanma sebeplerini incelemeye alacaklarını ifade eden psikologlar ,bu oranda olaysız boşanma başarısının ancak talebin erkeklerden geldiği durumlarda olabileceği şüphesi üzerine yoğunlaştı. Ataerkil sistemlerde duyulan güçlü korkunun çiftleri engellediğini ifade eden psikologlar, boşanmanın ancak erkekler tarafından kabul edildiğinde bu derece artabileceği görüşünde birleşti.Psikologlar yaşanabilecek olumsuz gelişmelere karşı boşanan çiftlere ücretsiz psikolojik destek vermeyi kabul etti.Boşanmanın bir son değil sadece travmatik yeni bir başlangıç olabileceğini ifade eden psikologlar boşanmanın değil ancak sonrasında olabilme ihtimali olan olayların, istenmeyecek olaylar olmasını engellemek için ellerinden gelen çabayı sarfedeceklerini belirterek ”Enkaz kaldırmakta çok başarılıyız , boşanma Allah’ın emri keşke olmasa ” diye ilave etti…

Konu hakkında açıklama yapan bir psikolog :

”Bu sevindirici bir gelişme.Kamuoyu ölmeden ve öldürmeden boşanabilme yeteneği geliştirebilmiş medeni insanları tanımalı ve boşanma hikayelerini örnek almalı.Medeni bir şekilde boşanabilen insanların hikayeleri medyada daha çok yer bulmalı ve insanlar bu tür hikayeleri örnek almak yolu ile travmayı hep birlikte atlatmayı öğrenebilmeli. Medyatik açıklamaların aileleri korku ve paniğe sürükleyerek baskı ve yasa aracına dönüştürmesine izin verilmemeli.” ifadelerini kullanarak boşanma sürecinde gerçekleşen üzücü olaylara bir kez daha dikkat çekti. Bu konunun göz ardı edilmemesi gerektiğini tırnak içinde belirten psikolog medyanın bu konudaki gücüne parmak basarak ‘insanların bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Boşananların önemli bir kısmının evlenenler bölümüne kaymış olabileceği ihtimali de akıllarda soru işareti olarak kaldı..

Ayrıntılar geliyor….

ÇARESİZCE YARDIM BEKLİYORLAR

Ülkesinden vicdani retçi oldukları için kaçan, kaçtığı ülkeden de sınır dışı edilen aile çaresizlik içerisinde kendilerine yardım eli uzatılmasını bekliyor. Konuyu insan hakları mahkemesine taşıyacağını iddia eden konar, göçer, kaçar, yaşar ailesi mağduriyetlerini hezeran.com muhabirine anlatmayı denedi. Çıkardıkları sesler karşısında gülmekten gözyaşlarını tutamayan muhabirimizi izleyenler büyük bir duygu yoğunluğu yaşadı.

Çağımız gereklerini yerine tam olarak getiren ailenin eski sistemden kalma ilkeli kurallar çerçevesinde nasıl sınırdışı edilebildiğini son derece anlamsız ve saçma bulan orman halkı bu adaletsizliğin derhal düzeltilmesi gerektiğini ima eden sesler çıkardı.İnsanlar arasında çıkardıkları birbirinden ilginç sesler ,konuyu gerekir ise orman hakları mahkemesine taşıyacaklarını insanların her şeyi reddetme ve her türlü imtiyazı kendilerinde hak görme ,çağın gereklerini uygulama hakları olduğu izlenimi yarattı.

Ülkesine adım attığı an sınırdışı edildiği ülkeyi yerden yere vuran çaresiz aile sınırdışı edildiği ülkeye geri dönebilmek için ortalığı ayağa kaldırdı. İnsanın ”nedir bu çektikleri çile ” diye gülmeden edemediği aile kendisinden emin ve kendi ülkesi olduğunu iddia ettiği ülkesinden kurtarılmak için çaresizce devletten yardım bekliyor.

Hezeran.com

Haberin adresi.

ruh hastası kimdir

Son yılların trendi psikolojik problemler.Artık kavramları birbirine karıştırıp karıştırmadığımıza bakmadan bir çok insanı bir digerine psikolojik tanı koyar iken izleyebiliyoruz.Bir çoğumuza göre sorun iletişim bozukluğu ya da karakter farklılıklarında değil karşımızdakinin psikolojik problemlerinde…

Çevremizde herhangi bir tartışma çıkaran, sorgulayan,direnen,itiraz eden,gerçeği söyleyen herhangi bir insanın digerleri tarafından psikolojik problemleri olan bir insan olarak etiketlenmesi an meselesi. Artık dedikodulara ”senin için psikolojik problemleri olan birisi diyorlar.” cümlesi de eklenmiş durumda.Herhangi bir sınırı da yok.Bunu yapmalarının bile ciddi bir sorun olduğunu fark etmeyen insanların digerlerini cüretkar bir biçimde etiketlemesi oldukça dikkatimi çekti. ”maniktir ,şizofrendir,antisosyaldir,delidir..”

Ve insanlar kendilerine sunulan böyle bir hayal denizine daldıkları zaman ancak tımarhanede ya da cezaevinde severler böyle insanları…

Eskiden ”başkaları ne der ” diye yaşardık.Şimdilerde ise ” başkaları bize ne teşhis koyacaklar ” diye yaşıyoruz.Sağlıklı yaşamalıyız.Kişisel olarak gelişmeliyiz. Bir basit komşunun bile bize koymuş olduğu bir teşhisi ciddiye almalıyız ,bir psikiyatra görünmeliyiz ve ruhsal problemleri olan bir insan olarak onlara inanmalıyız onlar için iyileşmeliyiz.Sürekli ilaç içmeliyiz.

Bu husus uzun zamandır dikkatimi çekmekteydi.Hatta durum bende o duruma gelmişti ki ” bu insanlar herkesin güzelliğine hareketlerine bir bahane buluyor,kulp takıyor ancak kendilerinin pek aynaya baktıkları yok herhalde ” derdim.. Toplumun geneline bir teşhis koymak gerektiğini düşünüyordum.Bölgelerine ya da tüm ortak özellikleri baz alınarak yani aynı ağacın dalları olduğu gerçeğinden yola çıkarak onlara ”antisosyal ,manik ,megaloman,narsist ” gibi yakıştırmalar yaparak bu toplumu oluşturan genel kanunlardan kendimizi korumanın yollarını düşünebilirdik.Bu toplumlardan çıkan ve deli olarak etiketledikleri insanların ise ya son derece normal ve adil çalışan akılları olduğuna ya da onları çektikleri jargonda tecrübeleri ile hedeflerini vurduklarına yani gerçekten öfke kontrollerini ellerinden almayı başararak ”işte bu ” dediklerinden nerede ise emin olacak kadar olay deneyimledim.

”Gerçek ve özgür ve insani değerleri yüksek bir uzmana psikolojisini bozdukları bir insan olarak gitmesi gereken birçok insan var ve emin olun bireyin çevresindekiler bunu kabul ettikleri an uzmanlar şimdi olduğundan çok daha fazla kazanacaklardır..Bir çok deli serbest bırakılacak yerine girecekler için bir çok yeni inşaat yapılmak zorunda kalınacaktır… ”

Kendi çevremde gördüğüm bir çok insanın dört duvar arasında inanılmaz davranış bozuklukları var ve sağlıklı bir insanın bu insanlar ile birlikte olmak zorunda kaldıktan sonra sağlıklı kalabilecek olmaları mümkün değildir…

Özellikle ”herhangi bir anlamı yok ama gelenek ” dedikleri ritüeller sorgulamaya açık olmadığı ve geliştiği söylenen toplumlarda bir takım bireyleri mağdur durumda bıraktığı zaman ,sorgulayan birey çok kısa sürede saldırıyı algılayabilecek ve karşılık verecek donanıma sahiptir.Bazen derhal bazen ise uzun vadede sonuç alabileceği yöntemler üzerinde düşünebilir. Örgütlenebilir.Örgütlü mücadeleye girişebilir.İnsanlarda farkındalık uyandırmaya yönelik bir takım girişimleri olabilir.İşte bu insanlara da düzen bozucu olarak herhangi bir tanı konulabilir ve hatta gerçekten raporlar verilerek kontrol altında tutulmaya çalışılabilir. Bunun için kimin gerçekte ”davranış bozukluğu olan,kişilik bozuklukları barındıran,göz göre göre yanlışta ısrar eden hastalar ” olduğunun tekrar sorgulanması gerekmektedir.

Toplumumuzda artık her verileni yemeyen ve mağdurun yanında olduğunu hissettiğimiz insanların bir arada güzel işler başardıklarını görebiliyoruz. Özellik ile şiddet mağdurları için sosyal medyada yapılan faaliyetler artık bir çok insanın kolay lokma olmadığını bize gösteriyor.Ancak kitleler kutuplaşmaya ve yönlendirilmeye müsaittir.. Sokaktaki vatandaş tabir edilen her insanın kendi kişisel alanında da korkusuz bir adalet neferi olması dileğimle…. Çünkü kitle olarak doğru sürünün peşine takılan insanı bireysel olarak çok farklı bir durumda gözlemleyebiliyoruz…Yada kararını bireysel olarak aldığında ”burada örgütün var ” sözünü duyarken…

dikkat ..dikkat…

VE BUNU BİR YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GETİREN BİREY BİR İŞTEN ATILAN,TERK EDİLEN,ÖTELENEN,DIŞLANAN ,HERKES TARAFINDAN TEŞHİS KONULAN BİR DELİ ADAYI….

diyerek devam edelim…